Devrimci Demokrat Platform

Devrimci Demokrat Platform Seçim Bildirgesi / 2006

Sevgili meslektaşlarımız, sevgili delege arkadaşlarımız,


Yine bir genel kurul nedeniyle bir aradayız. Geçmişte olduğu gibi hem yapılanları değerlendireceğiz hem de yeni döneme ilişkin düşüncelerimizi tartışıp geleceğimizi şekillendireceğiz. Ortak aklımızı seferber edip en doğrusunu bulacağız. Elbetteki bir çalışma dönemi tek başına ve içinde bulunduğu tarihsel koşullardan bağımsız ele alınamaz ve alınmamalıdır. Bu yüzden hem dünyayı ve ülkemizi algılama konularını hem de meslek odamıza ve alanımıza ilişkin düşüncelerimizi sizinle paylaşmak istiyoruz.

TüM DüNYA COĞRAFYASINDA EMPERYALİST SALDIRGANLIK ARTIYOR.

Dünya 21. Yüzyıl'ın başında hem bloklar, devletler arasındaki jeopolitik güç mücadelesinin, hem de çok uluslu şirketler arasındaki ekonomik rekabetin öne çıktığı bir dönemi yaşıyor. Günümüzün egemenleri sorunlarını tüm dünya emekçilerinin sırtından çözmeye çalışıyor. Bu yeni biçimde topraklar üzerindeki doğrudan denetim, piyasaların denetimi karşısında ikinci planda kalıyor. Emperyalizmin IMF, DB, DTö gibi uluslararası kurumları tarafından tasarlanan yeni egemenlik ilişkileri, borçlandırma mekanizmaları, enerji yollarının kontrolü, fikri mülkiyet ve patent haklarıyla kendini gösteren bilimsel ve teknolojik hakimiyet, kitle iletişim araçlarının gücüyle desteklenen kültürel hegemonya ile kendini gösteriyor.

Kapitalist küreselleşmenin emperyalistler arası “eşit sömürme özgürlüğüne” ABD ve ıngiltere başta olmak üzere yandaşlarınca yapılan müdahale Irak ve Afganistan'da tarihin en haksız, adaletsiz, akla, vicdana, uluslararası hukuka aykırı işgallerinden birini ortaya çıkardı. ABD politikalarının gerçek yüzü ortaya çıkıp işgal güçleri Vietnam benzeri bir bataklığa sürüklenirken, fatura gene bölge halkının kanı, canı, maddi ve kültürel varlıklarının kaybıyla ödeniyor. ınsanlık dünyanın hemen her yerinde farklı düzeylerde de olsa yoksulluk, sosyal dışlanma, ekonomik krizler, ekolojik yıkım ve savaş gibi kapitalist sistemin doğasından gelen sorunlarla yüz yüze kalıyor. Diğer bir deyişle, “tarihin sonu” tezleriyle 20.yüzyılın sonunda nihai zaferini ilan eden kapitalizm iç çelişkilerinin faturasını tüm insanlığa ödetiyor.

ABD'nin Afganistan'ı işgali ile başlayan ve Irak'ın işgali ile devam eden süreç yeni yeni alanlara yönelmektedir. ıçinde bulunduğumuz coğrafya yeni savaşlara ve işgallere gebedir. ıran ve Suriye gibi ülkeler ABD'nin hedefi konumundadır. ABD Büyük Orta Doğu Projesi ile başlattığı ve temelde içinde bulunduğumuz coğrafyayı yeniden kendi ihtiyaçlarına göre düzenleme projesini tüm kuzey Afrika ve Akdeniz havzasını da katarak genişletmektedir.

Kapitalist küreselleşme hem kültürel hem ekonomik hem de siyasal olarak tüm dünyayı yeniden düzenliyor. özelleştirmelerle sosyal devleti tasfiye edip her şeyi vahşi piyasa ilişkilerine bırakırken medya gücünü kullanarak tüm kültürel ve sosyal yaşamı yeniden kurguluyor. özelleştirme uygulamalarının dünya ölçeğinde sürdüğü otuz yılı aşkın süredir dünyanın geri kalmış bölgeleri daha da fakirleşmiş ve bu ülkelerin kaynakları zengin emperyalist ülkelere akmıştır. Yine ülkemiz özelinde bakıldığında alt gelir gruplarının üretimden aldıkları pay otuz yıl öncesinin çok çok gerilerine düşmüştür. ülke içindeki gelir dağılımındaki zaten var olan dengesizlikler üst gelir grupları lehine iyice bozulmuştur.

Tüm bu olumsuz gelişmeler salt alt gelir gruplarını değil daha önce göreceli olarak daha iyi konumda olan mühendisleri de etkilemektedir. üyelerimiz arasında işsizlik ve düşük ücretle çalışma oranı artmıştır. EMO'nun elliiki yıllık deneyim ve bilgi birikiminin ışığında günümüzün yüklü gündemi ve sorunları değerlendirildiğinde; mesleki, demokratik kitle örgütü olmanın sorumluluğuyla hareket ederek çAğDAş, BAğIMSIZ, DEMOKRATıK, DAHA öZGüR, DAHA EşıT PAYLAşAN, DAHA KALIKINMIş bir TüRKıYE özlemiyle, üyelerinin sorunlarının toplumun sorunlarından ayrılamayacağı bilinciyle, halktan ve emekten yana tavır alan, bu doğrultuda politikalar üreten ve mücadele veren bir EMO'ya olan ihtiyaç geçmişe göre daha da artmıştır. EMO toplumsal sorumluluğu gereği toplumsal muhalefetin odağında yer alarak onurlu yürüyüşüne ve dik duruşuna devam etmelidir.

EMO, geçmişteki güzel örneklerinde olduğu gibi şubeleriyle, temsilcilikleriyle ve üyeleriyle; birlikte karar alma, birlikte üretme, birlikte yönetme, birlikte uygulama ilkesiyle hareket ederek ülkemizdeki ve dünyadaki emek ve demokrasi güçleriyle dayanışma içinde; bağımsızlıkçı, eşitlik ve özgürlükçü, barış ve dayanışmacı bir Türkiye ve dünya için çalışmalarını sürdürmelidir.

EMO Genel Kurulu, ABD ve ıngiliz emperyalizminin ve onun işbirlikçilerinin uygulamalarıyla Irak'ta işgallerin ve işkencelerin yaşandığı, Ortadoğu ve Yakındoğu coğrafyasını Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde yeniden biçimlendirmeye çalıştıkları, Dünya genelinde emperyalist tekellerin halkların üstüne yeni baskıları hayata geçirmeye çalıştığı, Küba halkının temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaması için yeni ambargoların uygulandığı, Filistin topraklarında ısrail'in Nazi katliamlarını aratmayacak uygulamalarla Filistin halkına karşı zulüm uyguladığı, Türkiye'yi yeniden yapılandırmak amacıyla siyasi iktidarlarca hazırlattırılan ve reform olarak sunulan IMF, DB, DTö ve AB isteklerini yansıtan yasal ve kurumsal düzenlemelerin yapıldığı bir tarihsel süreçte yapılmaktadır.

ülkemizde insan hakları ihlalleri, işkence olağan uygulamalar haline gelmiştir. Son günlerde yaşanan olaylar gerekçe gösterilerek Terörle Mücadele Yasası yeniden gündeme getirilmektedir. AB uyum mevzuatı çerçevesinde çıkarılan kültürel haklara yönelik yasaların bile uygulanmasında bir direniş söz konusudur. Konunun basit bir terör olayı gibi gösterilmesi doğru değildir. ülkemizdeki tüm etnik yapıların kültürel haklarının tanınması ve kendi kültürlerini geliştirme haklarına uygun ortamlar sağlanmalıdır. ülkenin batısı ile doğusu arasındaki ekonomik dengesizliği giderici önlemler ivedilikle alınmalıdır. öncelik eğitim, sağlık vb kamusal hizmetler başta olarak bu bölgede istihdamı artırıcı yatırımlara ağırlık verilmelidir. Bölge halkının kültürel haklarını kullanması salt yasada kalmamalı uygulama güvenliği sağlanmalıdır.

Küreselleşme; içinde yaşadığımız döneme damgasını vuran kapitalizmin çok uluslu şirketler aracılığıyla dünya boyutunda kurduğu ekonomik egemenliğin son aşamasıdır. Gelişmiş ülkeler, mal, hizmet ve sermayeyi ülkeler arasında olağanüstü bir hızla dolaştırarak, gelişmekte olan ülkelerin ekonomisini, sanayisini ve çalışanlarını büyük çapta etkilemekte, politik ve toplumsal dengeleri bozarak, gelir dağılımını çalışanlar aleyhine kötüleştirmektedirler. Küresel dünyada gelişmiş ülkeler ile gelişmekte olan ülkeler arasındaki uçurum derinleşmiştir. Spekülatif sermayenin, olağanüstü boyutlara ulaşarak üretime yönelik verimli sermaye yatırımlarını önlediği, işsizliği arttırdığı, neden olduğu ekonomik krizlerin yıkıcı etkileri ile çalışanları yoksullaştırdığı açıktır. özellikle son on yılda çalışanların sosyal hakları budanmış, ücretleri azalmış, refah düzeyi düşmüş ve tüm ülkelerde en üstte yaşayan %5 oranındaki kesim, büyük bir ranta ve sömürü artı değerine sahip olmuştur. Küreselleşme aynı zamanda, tekellerin aşırı kâra dayanan birikimi için savaş, gerginlik, çevre sorunları, dünya kaynak ve değerlerinin yağması demektir. çok uluslu şirketlerin temel stratejileri ise bu talana karşı koymak isteyenleri yok etmektir. Bu amaçla, sendikasızlaştırma, uluslararası tahkim yoluyla, IMF, DB, DTö baskısıyla özelleştirme ve rant ekonomisini egemen kılma uygulamalarıyla gelişmekte olan ülkelerin gelecekleri karartılmaktadır. Bu nedenlerle bu ülkenin elektrik, elektronik, bilgisayar mühendisleri ve onların örgütü EMO, küreselleşmeye ve onun yansımalarına, özelleştirmelere ve rant ekonomisine karşı çıkışını sürdürmelidir.

KAPıTALıST KüRESELLEşME HEM MESLEK ALANLARIMIZI VE MESLEğıMıZı SüRDüRMEMıZı ENGELLıYOR HEM DE MESLEKTAşLARIMIZI YOKSULLAşTIRIYOR.

ABD'nin bölgemize ilişkin planları hem bölge halklarını birbirine boğazlatmak hem de sömürüyü artırmaya yöneliktir. Bu yoksullaşma ve sömürüden üyelerimizde olumsuz etkilenmektedir.

Bizler elektrik, elektronik, elektrik-elektronik, elektronik-haberleşme, bilgisayar, biyomedikal mühendisleri, çok iyi biliyoruz ki, bölgemizde uzun yıllar içerisinde yaşanan ve son dönemde ABD tarafından giderek yoğunlaştırılan çatışma ve gerilimlerin nedeni, ne Ortadoğu'da demokrasinin geliştirilmesi, ne kitle imha silahlarının varlığı ne de terörist faaliyetlerin engellenmesidir. Esas neden, Ortadoğu'nun, dünyadaki enerji kaynaklarının önemli bir bölümüne sahip olması ve bu kaynakların ABD tarafından ele geçirilme çabasıdır. ışte bu bilinçle elektrik, elektronik, elektrik-elektronik, elektronik-haberleşme, bilgisayar, biyomedikal mühendisleri ve onların örgütü EMO, ABD'nin bu uygulamalarına karşı durma mücadelesine aktif destek vermelidir.

ülkemizde uygulanan ekonomik programın temel felsefesini, dünyada yaşanan bu gelişmelerden bağımsız olarak değerlendirmek olanaklı değildir. Türkiye, 1980'li yıllardan itibaren uluslararası sermayenin yukarıda sözü edilen istemlerine uygun olarak enerjiden haberleşmeye, eğitimden sağlığa, tarımdan sosyal güvenliğe kadar hemen tüm alanlarda yapısal bir değişim programına tabi tutulmaktadır. ülkemizde de giderek artan bir ivmeyle sanayi yatırımı azalmakta, çiftçi tarladan uzaklaşmakta, işsizlik oranı büyümekte, çıkan krizlerin sık ve dayanılmaz boyutları yoksullaşma sürecini kronik hale getirmektedir. Son dönemlerde ekonomik göstergelerde gözlenen iyileşmelerin temelinde üretim, yatırım, istihdam, teknolojik gelişmeler gibi nedenler değil, temelde iş gücü üzerindeki baskılar yer almaktadır. Bu çerçevede istihdam daralmakta, işsizlik artmakta ve ücretler gerilemektedir. Bu durumdan mühendisler de büyük çapta olumsuz olarak etkilenmektedir. AB'ne üye olma sürecinde, Gümrük Birliğine geçişte olduğu gibi, uyum paketi yürürlüğe konmakta, sanayi tesisleri Avrupa'nın taşeronu olarak düşük katma değerli ürünlerle ihracata zorlanmaktadır. Teknoloji düzeyini artıracak, AR-GE çalışmalarını hızlandıracak, yeni ürün veya ürün geliştirmeye dayalı bir araştırma politikası saptayacak mühendisleri; verimli, üretken ve söz sahibi kılacak bir yapılanmaya engel olunmaktadır.

Siyasal iktidarların biat eden tutumları nedeniyle ülkemiz, emperyalizmin küresel ölçekte yürüttüğü yeniden yapılanma süreçlerine en hevesli uyum gösteren ülkelerden biri konumundadır. DTö, DB ve IMF gibi örgütlerin direktifi ve denetimi altında uygulanan yapısal uyum politikaları ve ekonomik programlar ile ülkemiz kaynakları talan edilmekte ve sömürgeleştirilmektedir. Hizmet Ticareti Genel Antlaşması (GATS) ile bütün kamusal hizmet alanları piyasalaştırılmakta, hükümetlerin verdiği sınırsız taahhütlerle ülkemiz yabancı sermayenin istilasına açılmakta; özel olarak GATS Antlaşmasında Uzmanlık Gerektiren Hizmetler kapsamında değerlendirilen mühendislik mimarlık hizmetlerinin de bugün dünya pazarının yüzde 72'sini elinde bulunduran emperyalist ülkelerin kontrolüne geçmesi süreci yaşanmaktadır. Bu nedenle ve yaşanmakta olan bu süreç nedeniyle, üyelerimizin yaşamını ve geleceğimizi planlama süreçlerinden koparılışına karşı mücadelesi önümüzdeki gündemin yine değişmez maddelerinden birisi olacaktır.

Küreselleşme ve uyum süreci adı altında emperyalist sistemle eklemlenme doğrultusunda dayatılan Petrol, Doğalgaz, Enerji Piyasaları, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri ve Serbest Bölgeler, Doğrudan Yabancı Yatırımlar Yasası, ıhale Yasası gibi doğrudan yaşam alanlarımızı etkileyen bir dizi yasa çıkarılmış ve yenileri sıradadır.

ABD, AB, DTö ve uluslararası finans kuruluşları tarafından dikte edilen bu sömürgeleştirme yasalarını tamamlamak üzere; Maden, Kamu Yönetimi ve Yerel Yönetimler, Genel Sağlık Sigortası ile Personel Rejimi vb yasalar da aynı amaca hizmet etmektedir. Sermaye dolaşımının ve hizmet sektörleri ticaretinin serbestleştirilmesi, bunların önündeki engellerin kaldırılması, ulusal sınırların yok edilmesi, kamu yönetimi ve denetiminin daraltılması, toplumsal refleksin yok edilmesi, doğal zenginliklerimizle ilgili yetkilerin yerel yönetimlere devredilmesi, özelleştirme ve serbest piyasa yöntemleri ile elden çıkarılması, devletin planlama, yönlendirme ve denetleme işlevlerinden ve sosyal devletten uzaklaştırılmasını hedefleyen bu yasalar, mühendislik, mimarlık uygulamalarını da birçok alanda doğrudan ve olumsuz etkileyecek hükümler içermektedir. Bundan dolayı odamız, bundan önce olduğu gibi, bundan böyle de; IMF ve sermaye çevrelerinin değil kamu çıkarı için yasa çıkarılması talebini sahiplenmek ve yükseltmek mücadelesini sürdürecektir.

TEMEL ıLKELER ve çALIşMA ANLAYIşIMIZ

EMO, ilgili yasa ile kurulmuş, yasa, tüzük ve yönetmeliklerle yönetilmekte olunan bir kamu kurumudur. EMO'nun kamu kurumu olmasının yanı sıra, hiç bir zaman iktidarların güdümüne girmeyişiyle özerk/bağımsız bir kurum olma özelliği hep ön planda tutulmuştur. Tüzük ve yönetmeliklerinde belirtildiği gibi kamu yararına çalışma niteliği çerçevesinde, her zaman geniş kitlelerin yararına olan politikaları ön plana çıkarmıştır. Bu yüzden de sıkça merkezi yönetimlerle, çıkar çevreleri ile çelişmek zorunda kalmış ve her zaman muhalefet konumunda olmuştur. Bu kamu kurumu, belirli bir mesleğin üyelerinin, mesleklerinin gereğini ve bu alandaki düzenlemeleri yapmaları için oluşturulmuş bir meslek örgütüdür.

öte yandan yöneticileri her iki yılda bir seçimle belirlenen bir kamu kurumu olduğu ve kendi içerisinde demokrasiyi işletebildiği için demokratik bir örgüttür. EMO bugün üye numaraları 30.000'leri aşan yapısıyla gerçek bir kitle örgütüdür. Yani EMO'yu yukarıdaki tanımların birleştirilmesiyle birlikte tanımlarsak EMO'nun belirleyici özellikleri olarak meslek örgütü olma, kitle örgütü olma, demokratik olma, özerk olma, kamu kurumu olma, mücadele örgütü olma nitelikleri ön plana çıkmaktadır.

EMO BıR MESLEK öRGüTüDüR

üretim sürecinin ve üretici güçlerin gelişimine paralel olarak iş bölümü ve uzmanlaşma gelişmiştir. EMO, günümüz koşullarında ülkemizdeki işlevsel elektrik, elektronik, bilgisayar ve biyomedikal mühendislerinin uzmanlık alanlarındaki mesleki dayanışma örgütlülüğünü ifade etmektedir. Meslek alanıyla ilgili her çeşit uygulama ve düzenleme EMO önderliğinde ve yönlendiriciliğinde olmalıdır. Bunun için gerekli yönetmelik ve diğer düzenlemelerle mesleğe yönelik her uygulama EMO yönlendiriciliğinde olmalıdır.

EMO meslek örgütü olarak, mesleği geliştirme hedefi ile mesleki etkinlikleri toplum yararına gerçekleştirmekte, bilimi ve teknolojiyi halkın hizmetine sunmayı hedeflemelidir.

EMO, bu amaçla, gerekli belgelendirme çalışmalarını; mesleki denetim çalışmalarını; haksız rekabeti önleyici ve meslek etiğini düzenleyici çalışmaları; ilgili mevzuat ve yönetmeliklerin uygulanması-iyileştirilmesi - yeni düzenlenmesi çalışmalarını; ilgili kurum ve kuruluşlar nezdinde meslektaşlarımızın hak ve çıkarlarını temsil etme çalışmalarını; meslektaşların meslek öncesi eğitiminin irdelenmesi ve meslek içi eğitim kurslarının düzenlenmesi çalışmalarını, teknik yayın çalışmalarını artırarak sürdürmelidir. EMO, böyle bir çalışma sistematiği ile bilim ve teknolojinin insanların yaşamıyla doğru bir şekilde buluşmasını yönlendirme çabası içinde olmalıdır.

Bu mesleki ve örgütsel çalışmalara sahip çıkma yetkinlik ve kararlılığı, ülke ve üye çıkarlarını gözeten sağlıklı politikalar oluşumuna da katkı koyacaktır. EMO'nun kendi mesleki alanındaki sorunlara sahip çıkması demokrasi mücadelesine güç katmakta, ülkemizdeki demokratik gelişmeler de meslektaşlarımızın mesleklerini sürdürebilmelerinin alt yapısında daha sağlıklı gelişmelere yol açabilmektedir. EMO, meslek alanındaki çalışmayı böylesi bir bütünlük çerçevesinde yürüten bir mesleki örgütü olmak zorundadır.

EMO BıR DEMOKRATıK KıTLE öRGüTüDüR EMO, toplumun her kesiminden, değişik sektördeki elektrik, elektronik, bilgisayar ve biyomedikal mühendislerini bünyesinde barındırmaktadır. Bu üye yapısı açısından diğer örgütlerden (dernek, vb. yapılardan) farklı bir özelliğe sahiptir. Yani homojen bir üye yapısı yoktur. Her gelir grubundan üyeleri olduğu gibi her siyasi düşünceden üyeleri vardır. Homojen olmayan bu yapı, doğal olarak farklı mesleki sosyal ve kültürel unsurları aynı pota içerisinde barındırmak ve tümüne çözüm üretmek gibi bir sorunu da beraberinde getirmektedir. Her demokratik kuruluşta olduğu gibi, bu sorunlara çözüm üreten veya çözüm üretme iddiasında olan, gruplaşmalar doğal olarak EMO ve diğer odalarda da olmaktadır ve olmalıdır. Bu tür gruplaşmalar, farklı çözüm ve program önermelerine dayalı olarak gündeme geldiği sürece kurum içinde dinamizmi artıran bir zenginlik olarak işlev görmektedir. çözüm getirmede yetersiz kalan hele subjektif ve manipüle edilen gruplaşmaların ise yapıcı olamayacağı, karmaşaya yol açacağı ortadadır. Demokratik yarış, ancak farklı çözüm önermeleri olduğunda anlamlı olacaktır. üyelerin ve sektörün sorunlarına çözüm getirmekten uzak gruplaşmalar ancak ve ancak karmaşaya neden olur.

EMO gibi alanında uzman, demokratik kurumların, kendi içlerinde demokrasiyi işleterek kurum içi demokrasiyi geliştirmelerinin yanı sıra toplumun örgütsüz kesimlerinin sözcülüğünü yapmak gibi bir sorumlulukları da önem kazanmaktadır. Böylelikle bir yandan örgüt içi demokrasi gelişirken diğer yandan da toplumun demokratikleşmesine katkı sağlanabilecektir. Böyle bir etkileşim, benzeri durumdaki demokratik kitle örgütleri ve meslek örgütleri ile karşılıklı ilişki ve dayanışmayı da önemli kılmaktadır. Emek Platformu vb oluşumların geliştirilmesi ve yürütülmesi süreçlerinde EMO'nun aktif olarak yer alması da bu açıdan önemlidir.

EMO öZERK BıR KURUMDUR

Kitle örgütleri dinamik, canlı varlıklardır. Belirli bir işlevi yerine getirmek üzere kurulurlar ve bu işlevlerini sürdürebildikleri sürece yaşarlar. ıçinde bulundukları ortamdan etkilenirler, eğer içinde bulundukları ortamı yönlendirmeye başlamışlar ve referans olma noktasına gelmişlerse bu tür örgütlerin kurumlaştıkları söylenebilir. Ancak kurumsallaşmanın en önemli dayanaklarından birisi de özerkliktir. Kurumların gerçek işlevlerini yerine getirebilmeleri bağımsız olabilmeleriyle doğrudan orantılıdır. Güdümlü ya da başka kurumların yönlendiriciliğinde olan örgütler yaşayamaz, kurumlaşamaz ve üyeleri gözünde saygınlık kazanamaz.

özerklik daha 1954'lerdeki kuruluştan bu yana titizlenilen bir konudur. 1954'de TMMOB'nin ilk başkanı Naim şukal'a “TMMOB'ye her yıl bütçeden pay ayrılarak ödenek verilmesi” teklif edilir. Yönetim Kurulu'ndaki değerlendirmeden sonra buna verilen yanıt tarihi bir ders özelliğindedir. “Biz hükümetin kuyruksokumunda, onun ianesiyle faaliyet gösteren bir örgüt olmayı, kendi haysiyetimize yediremiyoruz. Biz özerk olmalıyız, kendi üyemize dayanmalıyız, üyemizin isteğini savunan bir örgüt olmak için de üyeden güç almalıyız, o yüzden aidat toplama yönünde bir kanun düzenlemesi yapın bu bize yeter.”

Yine 1970'deki 16. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı özdoğan Gündüz özerkleşme açısından önemli bir dönüm noktasının kendi yönetimleriyle birlikte artık EMO'da “iktidarların kamu kuruluşlarına atadığı üst düzey bürokratların Yönetim Kurullarındaki egemenliğine son verilmiş olması” olduğunu vurgulamaktadır.

EMO iktidarlardan, kamunun ve halkın çıkarları dışındaki çıkar çevrelerinden bağımsız özerk yapısını sürdürebilmelidir. Ancak bu şekilde, topluma ve üyelerine karşı sorumluluğunu yerine getirebilir. Bu noktada da gücünü, kendi alanını belirleme - denetleme yetkinliğinden; üyeleri - kitleler ile kurduğu organik ilişkilerin derinliğinden ve benzer örgütler ile dayanışmasından almalıdır.

EMO KAMU YARARINI GöZETEN BıR KAMU KURUMUDUR

TMMOB ve bağlı olarak EMO, 7303 sayılı yasa, 66 ve 85 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerle değişik, 6235 sayılı yasa ile kurulan ve Türkiye sınırları içinde meslek ve sanatlarını yürütmeye yasal yetkili elektrik, elektronik, bilgisayar ve biyomedikal mühendislerinin üye olduğu bir kurumdur. Kuruluşundan ve tanımlanan görevlerinden dolayı toplumdaki benzer meslek birlikleri ve derneklerden ve diğer sivil toplum örgütlerinden farklı bir yapıya sahiptir. Bu konumu ile EMO salt mesleki etkinlikleri yapmakla kalmayıp topluma karşı sorumluluğu öncelemek ve kamu haklarını korumak gibi önemli bir görevi de üstlenmiştir. Her hangi bir kamu kurumundan farklı olarak toplum ve kamu yararına yönelik politikalar üretilmesine ve halkın yararına çalışmalar yapılmasına çaba gösterir.

EMO, üLKEMıZıN, MESLEğıMıZıN VE üYELERıMıZıN çIKARINI GöZETEN BıR MüCADELE öRGüTüDüR

EMO, mesleki alandaki kurumsallaşmasını ve yetkinliğini sürekli geliştirmesinin yanısıra demokrasi mücadelesinde, kamunun çıkarını koruyan, bağımsızlıktan, özgürlüklerden, barıştan, insan haklarından, emek ve emekçiden yana tavır alan saygın bir MüCADELE öRGüTü kimliğini şekillendirmiştir. Bu kimlik, EMO örgütlüğünün enerji sektöründeki özelleştirme karşıtı mücadelesinde, nükleer santral karşıtı mücadelesinde, telekom alanındaki mücadelesinde, mühendislerin halkımızın yaşamının ve geleceğinin planlanması süreçlerinden dışlanmasına karşı mücadelesinde, yağmaya - talana karşı mücadelesinde, savaş karşıtı barış yanlısı mücadelesinde, vb alanlarda varlığını sürdürmelidir.

Meslek örgütü olmanın gereklilikleri ve bir mücadele örgütü olmanın kaçınılmazlığı EMO'da yıllardan beri şöyle bir bütünlük çerçevesinde tanımlanmakta ve yürütülmeye çalışmaktadır: Mesleki ve örgütsel sorunlarımıza sahip çıkma yetkinlik ve kararlılığımız, ülke ve üye çıkarlarını gözeten sağlıklı politikaların oluşumuna katkılar koymaktadır. Kendi alanımızdaki sorunlarımıza sahip çıkışımız, demokrasi ve bağımsızlık mücadelesine destek oluşturmakta, ülkemizdeki demokratik gelişmeler ise mesleğimizi yapabilmenin alt yapısında daha sağlıklı gelişmelere güç katmaktadır. Bu nedenle üLKEMıZE, MESLEğıMıZE, ONURUMUZA SAHıP çIKAN - BAğIMSIZ DEMOKRATıK TüRKıYE VE ıNSANCA YAşAMAYI etkin olarak savunabilen bir Oda örgütlenmesinin gerçekleştirilmesi hedeflenmektedir. EMO, bu dönemde de demokrasi mücadelesi içerisinde etkin olarak yer almalı ve bu konularda tüm ortak platformlarda diğer sendika, kitle örgütü ve meslek odalarıyla dayanışmasını geliştirerek sürdürmelidir.

EMO; kendi örgütlülüğüyle sürdürdüğü bu çalışmalarını ve mücadelesini, örgütsel düzeyde, olabildiğince çok kurum, kuruluş ve demokratik kamuoyu ile ortaklaştırarak yürütmeyi önemsemelidir. Bu çalışma tarzı, daha yetkin ve etkili çalışmaların ortaya çıkmasında belirleyici olduğu gibi toplumsal muhalefetin akışına olumlu ve önemli katkılar sunabilmektedir.

Ayrıca zaman zaman (özelleştirme karşıtı, Nükleer santralar karşıtı mücadelelerin böylesi dayanışmayla örülerek yürütülmesi örneklerinde olduğu gibi) ortaklaştırma yönünde yaratılan dayanışma, odamızın bu mücadeleleri sürdürmesindeki (kendi üye ve örgütlenme gücüne dayanışının ötesindeki) güvenlik mekanizmalarını oluştura gelmektedir. Bu nedenle EMO, demokratik kamuoyu ile barışık olmayı ve dayanışmaya açık olmayı önemsemelidir.

Yaşanılan deneyimler ve muhtemel gelişmeler üyelerinin ve kamunun çıkarları yönünden bir mücadele örgütü olarak odamızın önemini-gerekliliğini göstermektedir. Bu nedenle odamız kendi iç yapılanmasını ve kadrolarını mücadele gereklerini karşılayacak yönde geliştirerek yetkinleşmelidir.

üyeleriyle barışık, personeliyle barışık, güven - dostluk ve dayanışmanın etkin kılındığı bir iç işleyiş mücadeleci bir EMO'ya büyük güç katacaktır. Dönem dönem zaafa uğrasa da bütün bunlar sağlanabildiği için EMO bir mücadele örgütü kimliğini yükselterek sürdürmekte ve demokratik bir mevzi olarak korunabilmektedir.

EMO'NUN ELLııKı YILLIK DEMOKRATıK VE MESLEKı BıRıKıMıNı GELışTıREREK SüRDüRECEğıZ

Tarihsel süreç içerisinde üretimin ve üretici güçlerin gelişimi ve teknolojik gelişmeler uzmanlaşmayı ve iş bölümünü ön plana çıkarmıştır. Mühendislik kavramını, “bilimsel ilkelerin doğadaki kaynakların en verimli biçimde yapılara, makinelere, ürünlere, sistemlere ve süreçlere dönüştürülmesi amacıyla uygulamaya konulması sanatı” olarak tanımlarsak kavramın özünü gelişme-yenileşme ve devrimcilik anlayışının oluşturduğu söylenebilir.

Sanayi devriminin ortaya çıkmasının ve bilimsel teknolojik gelişmelerin baş aktörleri (planlayıcı, örgütleyici ve uygulayıcı olarak) mühendislerdir. Teknolojideki hızlı gelişmeler, üretim yönetimi kavramını ön plana çıkarmıştır. üretimin karmaşıklaşması, iş bölümü ve uzmanlaşmanın artırılması, üretkenlik ve verimlik kavramlarının önem kazanması ile üretim olayının daha planlı kavranması gereği ortaya çıkmıştır.

üretimin sorgulanması, değerlendirilmesi, makro düzeyde üretim hedeflerinin ve planlarının irdelenmesini gerektirir. Bugün, modern üretim teorilerinin temel hareket noktası karlılığın artırılmasında odaklaşmaktadır. Oysa üretim sürecinde yer alan diğer unsurların da kollanması ve ürünün kullanıcısının çıkarlarının da gözetilmesi mühendisin sorumluluğunda olmalıdır.

Görüldüğü gibi bilimsel çalışmak, üretkenlik gibi bir takım kavramlar mühendislerin salt kar sürecini düşünmeleri halinde gerçek anlamını yitirebilmektedir.

EMO, piyasanın kar dürtülerini odamıza taşımaksızın mesleki yetkinliklerini yükseltmeyi ve topluma karşı sorumluluğu ön planda tutmakta olduğunu kanıtlayan bir anlayışa sahip olmalıdır.

EMO, bu anlayışla yıllardır mesleklerine ve örgütüne sahip çıkan anlayışın devamı olmalıdır.. Bu sahip çıkmayı ise çoğu kez iktidarların siyasi baskılarını ve onların yönlendirdiği ekiplerin saldırılarını göğüsleme pahasına sürdürmelidir.

EMO gibi örgütlerde, demokratik yapısı ve her eğilimdeki meslektaşı bünyesinde toplaması zorunluluğu gereği farklı düşünce ve yaklaşımlardan kaynaklanan tartışmalar yaşanması doğaldır. DEVRıMCı DEMOKRAT PLATFORM, oluşturulacak şeffaf, demokratik katılıma açık çalışma ortamlarıyla bu tartışmaların muhataplarını ve EMO'yu tanımlamayan, yapıcı-gerçekçi olmayan, yıpratıcı boyutlara tırmandırılmasına meydan vermemelidir. DEVRıMCı DEMOKRAT PLATFORM, gelişmeleri ve çalışmaları kendi birikimleri ve yeteneklerinin düzeyi ile sınırlamaksızın; yeteneği, isteği ve zamanı olan herkesin katkısına açık platformlar oluşturmayı odadaki varlıklarının temel gerekçelerinden biri olarak görmektedirler.

ışte bunun doğal sonucu olarak, geniş mesleki yelpazesini kucaklamak, yeni - genç üyelerimizin odamıza kazandırılması ve onların dinamizminden yararlanabilmesi sağlanacaktır. Bunun için bireysel iradeyi değil kolektif yönetimi esas almalıyız. DEVRıMCı DEMOKRAT PLATFORM olarak ortak aklı seferber etme çabası içerisinde olacağız ve tüm üyelerimizin birikiminden yararlanmak için çeşitli komisyonlar ve çalışma grupları oluşturacağız.

çALIşMA ANLAYIşIMIZ

DEVRıMCı DEMOKRAT PLATFORM geçmiş dönemlerde başlatılan yürüyüşün devamı olarak;
• Toplumdan soyutlanmış seçkin mühendislerin örgütü değil, aksine toplumun içinde yer alan, onun bir parçası olarak toplumla etkileşim içinde bulunan,
• Temsili demokrasi alanının daraltılması ve biçimsel uygulamalar yerine, birlikte düşünme, birlikte üretme ve birlikte uygulama-yönetme mekanizmalarını güçlendirici çabalara yönelen, Otoriter, sınanamayan, hesap vermeyen yönetimlerin aksine, örgüt içi demokrasisi güçlendirilmiş, seçim dışında da katılım mekanizmalarını yaşama geçiren, profesyonellerin ve uzmanların örgütü anlayışını reddeden; aksine kitle örgütü niteliği ile organlarına dayalı çalışmayı yürüten,
• Siyaset dışı kalma anlayışlarının tam tersine; her koşulda ve her zaman siyaset yapan, siyasetin dar tanımını aşan anlayışları yapıya egemen kılan,
• Sağlıklı oda ilişkileri geliştirmeyi ve buna dayanmayı önemseyen, buradan aldığı güçle devlet ve egemen kesimlerle olan ilişkilerini yönlendiren, resmi otorite ile her türlü diyaloğa ve işbirliğine açık ama işbirlikçi yaklaşımların dışında kalan,
• örgüt işlevinin deforme edilmesi anlamındaki hizmet üretimini reddeden, aksine üyelerinin hizmetlerinin niteliğini yükseltecek düzenlemeler yapan, norm ve standartları oluşturan ve bunların gelişimine hizmet edecek şekilde denetleyen,
• Egemen kesime ve egemen kesim söylemlerine aykırı düşme kaygısı gözetmeksizin ülke ve kamu çıkarları,üye çıkarları doğrultusunda tavır geliştirmede üyelerinin söz ve kararlarda yetki sahibi olmasını sağlayan,
• Kamu yapılanması içinde yer edinme ve örgüt etkinliklerini buna bağlama anlayışlarının yerine, örgütün kamuoyu önünde saygın yerini korumayı ve geliştirmeyi hedefleyen, örgüt etkinliklerini kendi iç dinamikleri ve kendi kararları ile belirleyen,
• Meslek örgütü kavramını, demokratik kitle örgütü özelliğinin önüne çıkarmaksızın, dar meslekçi eğilimleri öne çıkarmaksızın mesleki-demokratik kitle örgütü anlayışlarını yaşama geçiren,
• Her türlü yapılanma ve örgütlerle olan ilişkisinde, anlamsız hiyerarşik eşitlik anlayışlarına takılmaksızın sözkonusu ilişkilerin yaratacağı toplumsal kazanımları ölçü alan,
• Hiçbir üyesinin sorununu dışlamayan, ancak üyesinin büyük çoğunluğunu oluşturan ücretli çalışan mühendislerin konumları gereği, ücretli çalışan kesimlerle ve onların örgütleri ile ilişkilerini güçlü hale getiren,
• Dünyayı, ülkeyi ve yaşamı tanıyan, anlayan ve ona göre politikalar üreterek yaşama geçiren,

bir çalışma anlayışı içerisinde olacaktır.

DEVRıMCı DEMOKRAT PLATFORM, BıR MESLEK öRGüTü VE BıR MüCADELE öRGüTü OLARAK öNE çIKAN EMO'NUN GELışıM ıHTıYAçLARINI KARşILAYACAK YAPILANMALAR OLUşTURMAYI GöREVı BıLMEKTEDıR.

Odamızın bir meslek örgütü ve bir mücadele örgütü olarak varıp dayandığı düzey, artık odanın yükünün belirli birkaç kişinin olağanüstü yetenekleri ve olağanüstü gayret ve özverileri üzerinden yürütülebilmesini olanaksız kılmaktadır. Eskiden beri gelişmeleri ve çalışmaları kendi birikim ve yeteneklerimizin düzeyi ile sınırlamaksızın; yeteneği, isteği ve zamanı olan herkesin katkısına açık platformlar oluşturmak olarak tanımlanan misyon özel olarak öne çıkarılacaktır. Odamız çalışmalarını ve mücadelesini, bugününü ve geleceğini kucaklayacak kadroları kazanmaya ve yetiştirmeye hizmet edecek şekilde örmek, bu açıdan hiçbir gecikmeye ve kararsızlığa düşülmeden çalışmalar hızlandırılacaktır. çalışma alanlarının belirlenmesi, çalışma gruplarının oluşturulması, örgüt içi işleyişin şekillendirilmesi hem mevcut durumla uyumlu ve gerçekçi olarak hem de bu örgütsel işleyişi geliştirici ve güçlendirici şekilde ayrıntılı olarak planlanacak ve uygulanacaktır.

Geçtiğimiz dönem yapılan yanlışlar/hatalar ve eksiklikler DEVRıMCı DEMOKRAT PLATFORM'un yürüşünü sekteye uğratmıştır.

BELGELENDıRME KONUSUNDA ESKı VE üYE ıHTıYACINA YANIT VERMEYEN MEVZUATA TESLıM OLUNMUşTUR.

Bugün ülkemizde YöK tarafından diploma eşdeğerliği tanınmış 50 üniversitede elektrik ve elektronik eğitimi verilmektedir. Bu üniversitelerin hemen hemen hepsinde farklı bir müfredat ve eğitim sistemi uygulanmaktadır. Bir çok üniversitede eğitim sınırlı sayıda öğretim üyesi ile sürdürülmekte ve temel dersler dahil bir dizi ders verilememektedir. üniversitelerde farklı müfredatlar okutulduğu halde aynı ünvanlı diplomalar verilmektedir. Yada aynı veya yakın müfredatlar okutulduğu halde farklı ünvanlı diplomalar verilmektedir. Geniş bir yelpazede eğitim görmüş olan mühendisler EMO'ya üye olmakta ve mesleki faaliyetini sürdürmektedir. Yine çok daha farklı müfredata sahip yurt dışındaki üniversitelerden değişik ünvanlarla mezun olmuş mühendisler odamıza üye olmaktadırlar. Gerek eğitim sisteminin eksiklikleri gerekse sistemin çarpıklıkları EMO'nun önüne devasa bir sorun olarak çıkmaktadır. Bu devasa sorunların çözümü de ağırlıklı olarak günümüz ihtiyaçlarına yanıt vermekten çok uzak - daha geri teknolojik düzey ve ona bağlı çözümleri içeren - bir mevzuatla çözülmeye çalışılmaktadır. Mezun olanların büyük çoğunluğu denetçi, kontrol, danışman, projeci ve uygulamacı olarak yapı üretim süreci içerisinde çalışmaktadır. Ancak bu çalışanların EMO mevzuatı çerçevesinde belgelendirildikleri ve yetkilendirildikleri söylenemez. Dolayısıyla sorunun çözümü çok daha kökten yaklaşımlarla ele alınmalıdır.

Odamızın ilgi alanındaki mesleklerde diğer mühendislik disiplinlerine göre son derece hızlı bir teknolojik gelişme yaşanmaktadır. Bu teknolojik gelişmeler bir yandan yaşamımızı kolaylaştırırken diğer yandan tüm bu teknolojiden yararlanmaya yönelik altyapıların projelendirilmesini de karmaşıklaştırmaktadır. Bu yüzden bizim alanımızdaki uzmanlaşma diğer disiplinlerden çok daha fazla ve karmaşıktır. Odamızdaki hizmet üretimine ilişkin mevzuat her ne kadar 1997 yılından itibaren her dönemde revize edilmişse de ihtiyaca uygun köklü düzenlemeler yapılamamıştır.

• üniversitelerde verilen eğitim ile istihdam arasında uyumsuzluk vardır. ülkemiz planlı ekonomiyi terk ettiği için ve çoğu kar amaçlı vakıf üniversitelerinin eksik laboratuar ve teknik altyapı ve yetersiz müfredatlarla istihdam kaygısı gütmeksizin bölümler açmaları nedeniyle diplomalı işsizlik artmaktadır.
• üniversitelerin verdikleri eğitimlerin düzeyleri arasında ciddi farklılıklar vardır. Birkaç kamu ve birkaç vakıf üniversitesi dışında bir çok üniversitenin yeterli düzeyde laboratuar olanakları ve yeterli sayı ve düzeyde öğretim elemanları yoktur.
• üniversitelerin müfredatları arasında ciddi farklılıklar vardır.
• üniversitelerin verdikleri diploma ünvanları arasında farklılıklar vardır.

Kazanılmış hak kavramını gözetmeyen BELGE IPTALLERI YANLIşTIR.

Eski ve ihtiyaca yanıt vermeyen mevzuata teslimiyet mantığı, salt yeni talepleri reddetmekle kalmayıp eski belgeleri de iptal etme hakkını kendinde görmektedir. Hukuğun en temel ilkesi olan kazanılmış hakları saklı tutma yaklaşımı çiğnenmiştir. Oysa SMM belge iptali yerine ivedilikle bu üyelerin (varsa teknik eksiklikleri) yeterliliklerini artırıcı eğitimlere hız verilmelidir.

Elektrik Mühendisliği ünvanı dışındaki üyeler mağdur edilmektedir.

Belgelendirme konusunda sadece diploma ünvanı üzerinden bir değerlendirme; kendimizi bir kaç üniversitenin mezunlarının odası haline getirmektedir. Oysa mühendislik ve belgelendirme konusunda Kabul gören yaklaşım, akademik eğitim, tecrübe ve meslek içi eğitimle birlikte değerlendirilen bütünlüklü bir yaklaşımdır. Bu konuda SMM Sorunları Sempozyumu'ndaki temel yaklaşımlar hayata geçirilmelidir. Aksi tutumlar mağduriyetleri artıracaktır.

Uluslararası kuruluşların dayatmaları karşısında üyelerden yana bir çözüm üretmek olanaklıdır.

Yine gerek AB mevzuatı, gerekse GATTS yaptırımları çerçevesinde dayatılan çözümlere de en iyi yanıtı yine üyesine, mesleğine sahip çıkan noktadan yaklaşan bir EMO verecektir. Belgelendirme konusunda geniş bir uzlaşmaya dayalı çözümler üretme konusunda yeni seçilecek EMO Yönetim Kurulu'na Genel Kurul'da özel yetki verilmelidir.

BıLGıSAYAR MüHENDıSLERı DIşLANMIşTIR.

Bilindiği üzere 1990'lardan itibaren Bilgisayar Mühendisliği eğitiminin gelişmesine parallel olarak Bilgisayar Mühendisleri (BM) sayısı artmış ve BM'ler EMO'da örgütlenmeye başlamışlardır. Odamız içerisindeki BM'lerle yürütülen Bilişim Komisyonu çalışmaları ve oda içerisindeki diğer faaliyetler belli bir olgunluğa erişerek BM Oluşumu ve daha sonra da Ankara şube çatısı altında resmiyet kazanarak MDK adı ile çalışmalarını sürdürülmüştür.

Tüm bu süreçler, BMO ve MDK'nın bu süreci izleyerek örgütlenmesindeki BM'lerin EMO altındaki birlikteliğini güçlendirmeyi, bu birlikteliğin bilişim sektöründeki meslektaşlarımızın özlük haklarının korunması ve iyileştirilmesine katkı koymasını, Bilişim alanındaki politikalara bilimsel temelde katkı koymayı hedeflemiş ve bu gereksinim üzerinden BMO ve BM-MDK şekillenmiştir. Bu kapsamda, BM'lerle ortak bir platformda bir araya gelmeye yönelik danışma kurulu toplantıları yapılması, çeşitli sosyal etkinliklerde bir araya gelinmesi ve meslektaşlarımız arasındaki iletişimin böylelikle pekiştirilmesi karara bağlanmış ve uygulamaya konmaya çalışılmıştır. Yine, önceki dönemlerde büyük emeklerle oluşturulan ve yaşatılan BM-Dergi'nin bilişim alanında bir kaynak haline getirilmesi, bilişim alanındaki meslek tanımlarının yapılması, bu alanda politikaların belirlenmesi ve kamuya duyurulması için çalışma komisyonları oluşturulması da alınan kararlar arasında yerini almış ve kısmen başarı ile uygulanmıştır.

özveri ve iyi niyetle yürütülen tüm bu çalışmalar, olumsuz ve engelleyici tutumlar ile karşılaşılma sıkıntılarını aşamamış ve gelinen süreçte MDK üyeleri bu olumsuzluklar sonucu odadan ve çalışmadan soğutulmuş, MDK işlevsiz kılınmıştır. Ankara şube'de BM-MDK altında yapılan tüm bu çalışmaların başta ızmir ve ıstanbul olmak üzere tüm illerde aynı paralelde yapılan çalışmalarla birleştirilebilmesi ve Genel Merkezde toplanması için EMO Genel Merkezi'ne Bilgisayar Mühendisliği Meslek Dalı Ana Komisyonu (BM-MEDAK) için başvuruda bulunulmuş, ancak seçim sürecinde bu girişimi destekleyeceklerini ifade eden Yönetim Kurulundan daha sonraları olumlu veya olumsuz herhangi bir yanıt alınamamış ve süreç içinde bu başvuru Genel Merkez tarafından zaman aşımına uğratılmıştır. Bu sürecin ardından, Genel Merkez hemen seçim arifesinde, BM-MEDAK'ı, ızmir, ıstanbul ve Ankara şubelerinden isim alarak, BM-MDK'nın hiçbir şekilde fikrine başvurmaksızın, kağıt üzerinde kurmuştur.

BM-Dergi'nin, BMO, BM-MDK e-posta listelerinin yönetimleri haber verilmeksizin, şifrelerin değiştirilmesi yoluyla MDK'dan alınmış ve BM-Dergi ve e-posta listeleri işlevsiz hale getirilmiştir. BMO/BM-MDK'a EMO'dan ayrılarak Bilgisayar Mühendisleri Odası şeklinde örgütlenmeyi hedefleyen bir yapı oluşturduğu gözüyle bakılmış, EMO içinde bir hizip gibi nitelenmiş ve bu bahanelerle komisyonun tüm çalışmalarına engelleyici ve saldırgan bir tavırla set çekilmiştir.

BM'lerin örgütlenmesinin önü açılmalıdır. BM'lerin geleceği hizipçilik, kayırmacılıkla değil BM'lerin özgür iradesiyle şekillenmelidir.

öZELLEşTıRMELER KARşISINDA ıZLEYıCı KONUMA DüşüLMüşTüR

1990'lardan itibaren hız kazanan özelleştirme uygulamalarına karşı diğer odalar, kitle örgütleri ve sendikalarla birlikte örülen karşı duruşlarda EMO hep yönlendirici konumda olmuş. ülke genelinde oluşturulan özelleştirme Karşıtı Platform'ların sekreteryasında yönlendirici olarak yeralmıştır. Oysaki son 3-4 yıllık dönemde EMO bu aktif işleyişini maalesef terketmiş ve özelleştirme karşıtı mücadeleyi hukuksal eksenle sınırlı tutmuştur. Sahipsiz kalan platformlar dağılmış ve mücadele zaafa uğramıştır.

DEMOKRASı MüCADELESıNıN AKTıF öZNESı EMO'DAN DEMOKRATıK KAMUOYUNDA TARTIşILAN EMO'YA GEçıLMışTıR.

Gerek TMMOB içerisinde gerekse Türkiye kamuoyunda demokratik mücadelenin ekseninde ve yönlendiricisi olan EMO, son dönemde maalesef bu işlevinden uzaklaşmış ve demokratik kamuoyunda tartışılan bir konuma gelmiştir. TıS sürecinde EMO ve birimlerinde yetkili sendikanın yetkisine itiraz ve daha sonraki olumsuzluklarla devam edip bir sendika işyeri temsilcisinin işine son verilmesiyle noktalanan gelişmeler, hem EMO'yu yaralamış hem de EMO'nun tartışılmasına neden olmuştur.

TıS ile ilgili tartışmalar uzunca bir dönem sürdü. özet olarak söylemek gerekirse EMO örgütü, suni bir gündemle 18 ay meşgul edilmiş ve örgütün asli görevleri ihmal edilmiştir.

örgütün ihtiyaç duyulduğunda yönetimine destek verdiğini, örgüt bütünlüğünün yönetimin arkasında olduğunu göstermesi olumlu bir şeydir ama, bir büronun işleyiş yönergeleri çerçevesinde (veya TıS in kurallarıyla) çözümlenebilecek bir konunun niye bütün örgütün sorunu haline getirildiği sorgulanmamıştır.

Oysa aynı dönemde TT nin özelleştirilmesi konusu sıcak bir mücadele gündemidir ve örgütün bu enerjisi ve olanakları bu yönde seferber edilememiştir.

“EMO ızmir'de bu tartışmayı yaparken TT önünde insanlar eylem yapıyordu“ denildiğinde bir EMO görevlisinin “eylemcilerin kumanyalarını EMO'nun karşıladığı“nı söyleyerek savunma çabasına girmesi EMO'nun düşürüldüğü edilgen konumu açıklayıcı olmaktadır.

TMMOB GENç KURULTAYI'NDA EMO'NUN GENçLığı DIşLANMIşTIR.

Bilindiği gibi 1990'ların başlarında tartışılan ve 1990'ların ikinci yarısında hayata geçirilen EMO GENç uygulamasıyla çok sayıda yeni meslektaşımız gerek yönetici gerekse oda politikalarının aktif savunucusu olarak odamıza kazanılmıştır. Geçtiğimiz dönem içerisinde yapılan EMO GENç KURULTAYI'nda ‘YETKıN MüHENDıSLıK' konusunda alınan karar gerekçe gösterilerek (Bu kararın EMO'nun ve TMMOB'nin daha önceden benimsediği anlayışlara aykırı olduğu gerekçesiyle) EMO Yönetim Kurulu kararı olmaksızın bir oda profesyonelinin bireysel tasarrufu ile TMMOB GENç KURULTAYI'na katılım telefonlar edilerek engellenmiştir.

EMO GENç KURULTAY Kararı'nın ne olduğu (yanlış ya da doğru olabilir bu ayrı tartışmadır) önemli değildir. önemli olan tıpkı TıS tartışmalarında olduğu gibi oda bürokrasisi Yönetim Kurulu'nu devre dışı bırakmıştır. Tartışılması gereken bu yetkinin nereden alındığıdır.

NüKLEER SANTRALLARA KARşI MüCADELE DığER öRGüTLERE TERKEDıLMışTıR

Tıpkı özelleştirme karşıtı platform da olduğu gibi geçtiğimiz dönem EMO, Nükleer Santralara karşı mücadeledeki aktif yönlendirici ve sekreterya konumunu katılımcılık noktasına indirgemiştir. Diğer oda ve örgütlerin Nükleer Karşıtı Platform'a sahip çıkmış olmalarını önemsiyoruz ancak bu işin asli sahibinin EMO olduğunu unutmamak gerekiyor.

örnekler çoğaltılabilir. Bütün bu olan bitenler bütünlüklü olarak değerlendirildiğinde örgüt işleyişinin DEVRıMCı DEMOKRAT PLATFORM'un son yıllarda oluşturmaya çalıştıkları tabloya uygun düşmediğini söylemek yeterlidir.

Onun için;
üYESıYLE BARIşIK BıR EMO!

GENçLığıYLE BARIşIK GELECEğıNE GüVENLE BAKAN BıR EMO!

SALT ELEKTRıK MüHENDıSLERı ıLE DEğıL, TüM ALT DıSıPLıNLERı (ELEKTRONıK, ELEKTRıK-ELEKTRONıK, BıLGıSAYAR, BıYOMEDıKAL) ıLE BARIşIK BıR EMO!

PERSONELıYLE BARIşIK GüLERYüZLü BıR EMO!

DEMOKRATıK KAMUOYUNDA TARTIşILAN DEğıL DEMOKRASı MüCADELESıNDE AKTıF BıR EMO!

BAşKA BıR EMO MüMKüN!

ıSTERSEK TüRKıYE DEğışıR EMO NEDEN DEğışMESıN!

DEVRıMCı DEMOKRAT PLATFORM