Devrimci Demokrat Platform

17. Dönem (2004-2006) Çalışma Raporu

17.OLAĞAN GENEL KURUL DEMOKRAT MüHENDİSLER ÇALIŞMA RAPORU

Bir kurumun yönetimi konusunda iddia sahibi olmak, o kurumun sorunlarına çözüm üretmek ve o kurumu geliştirici önerilerde bulunmakla mümkündür.. Doğru çözüm önerileri de ancak ve ancak o kurumu, o kurumun içinde bulunduğu toplumu - ülkeyi iyi tahlil etmek ve anlamaktan geçer. Yapılan tahliller ne denli doğru ve nesnel olursa çözüm önerileri de o denli doğru olacaktır.



Bu yüzden EMO Ankara şubesi'ne ilişkin önerilerimizin, içinde bulunduğumuz ülke koşullarının tanımlandığı bir tahlil çerçevesine oturtulmasının doğru olacağı inancındayız.

NASIL BıR üLKEDE YAŞIYORUZ?

Tek kutuplu hale gelen dünyada, kapitalizmin küresel programını uygulamaktaki acımasızlığı, 11 Eylül'deki ıkiz Kulelere yapılan saldırılar sonrası yaşanılan gelişmelerle bütün çıplaklığı ile açığa çıktı. Geri bıraktırılmış ülkelerin gelişmiş ülke metropollerinden yönetilmesinin, fakir ülkelerin bütün kaynaklarının zengin ülkelere akıtılmasının önündeki engellerin kaldırılmasına dönük düzenlemeler bir süreden beri yapılmaktaydı. Çok Taraflı Yatırım Anlaşması (MAI) bu amaçla örgütlendi, IMF ve Dünya Bankası yeni işlevlerle donatıldı, Dünya Ticaret örgütü'nün (DTö) Uluslar arası toplantıları, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Toplantısı (AGİT), Avrupa Birliği (AB) Helsinki Zirvesi ...benzeri pek çok uluslararası toplantı bu amaçla düzenlendi. Bütün dünya, bir çırpıda, bu düzenlemelerin güvenceye almaya çalıştığı çıkar ilişkilerinin savaş boyutlarına tırmandırılmasının ortasında kaldı. Süreç, bütün dünya ilişkilerinin ABD hegemonyasına göre yeniden tanımlanması yönünde işletilmeye başlandı.

Afganistan savaşı, Irak, ıran, Kuzey Kore gibi ülkelerin terörist devlet olarak tanımlanması ve savaş tehdidi altında tutulmasının yanısıra ortaya atılan uluslararası terörizm tanımlamaları ve onunla mücadele görüntüsü altında bütün dünyadaki her türlü toplumsal muhalefet hareketinin terörizm olarak değerlendirerek boğulmasının koşulları oluşturulmaktadır.

Bu gelişmeler olurken Türkiye de bu savaşa dayalı politikaların uygulanmasında uluslararası egemenlerin kendine biçtiği rolü oynamaya sürükleniyor.Uzun süredir Türkiye'ye Kafkaslar'da, Ortadoğu'da, Balkanlar'da ve Avrupa'da yeni roller biçilmekteydi. Afganistan Savaşı, Irak-Ortadoğu politikalarındaki biçilen rolleriyle Türkiye, her koşulda sıcak savaşın içine sürüklenmektedir.

1950'lerden beri ülkemizdeki sağ iktidarların her türlü demokrasi ve toplumsal muhalefet girişimini bastırarak ülkemizi içine sürükledikleri bağımlılık, yoksulluk, sefalet, yolsuzluk, borç ilişkilerinin en son IMF-Dünya Bankası politikalarına ve onların doğrudan yönetimine teslim etmelerinin sonucu olarak, mevcut iktidarlarca, dayatılan uluslar arası sermayenin politikaları aynen kabul edilmektedir. Uluslararası sermayenin önünü açıcı bütün yasal düzenlemeler, toplumumuzun hiçbir değerlendirmesine fırsat verilmeden peşpeşe çıkarılmakta; bütün toplumsal muhalefet hareketlerini ve örgütlenmelerini önleyecek şekilde kısıtlamalar-baskılarla sistem tahkim edilmektedir.

Yıllardan beri sürdürülen rant ekonomisi ile sanayileşme ve üretim geriletilmiş, üretici güçlerimiz bütünüyle atıl hale getirilirken kendi geleceğimizi kendimizin planlaması olanağı bütünüyle ortadan kaldırılmış bulunmaktadır. üretici güçlerimiz ve ulusal kaynaklarımız ülkemizin ve kendi insanlarımızın ihtiyaçlarını karşılamak yerine bütünüyle uluslararası sermayenin kar hesaplarına göre değerlendirilir olmuştur. Her geçen gün kapanan işyerlerinin, işsizliğin, açlığın ve sefaletin artması bunun kaçınılmaz sonucu olmaktadır.

Genel Kurulumuz işte böyle bir ortamda yapılıyor. Türkiye'nin egemenleri kapitalizmin metropollerine tümüyle bağımlı, küreselleşmeci, özelleştirmeci politikalar ile serbest piyasa ekonomisine uyum sağlamaya çalışıyor. Kaynaklarımızın uluslararası sermayeye peşkeş çekilmesini kolaylaştırıcı katkıları-işbirlikleri ölçüsünde kendi ayakta kalabilmelerinin koşullarını yaratmaya yönlendiriliyorlar. ülkenin düşürüldüğü kriz ve borç batağının getirdiği tıkanıklığın aşılması bahanesiyle stand-by anlaşmaları ile ülkemizin geleceğinin ipotek altına konulması pahasına Dünya Bankası ve IMF'nin ekonomiyi ve toplumsal-siyasal ortamı “yeniden düzenleme" direktifleri, hükümetçe büyük bir hızla ve kararlılıkla yerine getiriliyor.

Bu çerçevede; Anayasamız defalarca değiştirilmiş, kendi hukuk kurumlarımızı devre dışı bırakan tahkim getirilmiş, pek çok yasa çıkarılarak-değiştirilerek uluslar arası sermayenin önündeki hukuki engeller kaldırılmıştır. özelleştirme çalışmaları hızlandırılmış, ulusaşırı tekellerin kamu yararının gözetilmesi gereken enerji ve iletişim gibi doğal tekel alanlarına girmesinin koşulları hazırlanmıştır. Kamu giderleri kısılmış, eğitimde, sağlıkta, sosyal güvenlikte sosyal politikalar terkedilmiştir.Yatırımlar daraltılmış, işyerleri kapatılmış, kapasite kullanımı düşmüş, işten çıkarmalar artmış, ücretler açlık sınırına gerilemiş, halkın birikimlerinin hortumlatılması ardından pek çok banka kapatılmış ,tarım ve hayvancılık bütünüyle tahrip edilmiştir. Bütün bunlar ise “ya sev, ya terk et" diyerek yıllarca politika yapıp iktidar olan “milliyetçi" iktidarlar eliyle yapılmaktadır.

Kamu kaynaklarının yok pahasına özel sektöre aktarılması anlamına gelen özelleştirme uygulamalarına IMF ve Dünya Bankası'nın emriyle hız verilmiştir. Yıllardır bilinçli olarak kötü yönetilen, siyasi kadrolaşmanın had safhaya vardığı KıT'ler önce özelleştirmeye hazırlanmış, sonra da zarar ediyor gerekçesiyle birer birer satılmaya başlanmıştır. özelleştirilen kurumlarda çalışanlar işsizlik ile yüz yüze gelmiştir. Devle
tten satın alınıp sonra da karlı olmadığı gerekçesiyle kapatılan pek çok işletme bilinmektedir.

Enerji konusunda özelleştirme çalışmaları son safhaya gelmiştir. Merkezi planlamanın gereği olarak kurulan TEK (Türkiye Elektrik Kurumu) önce üretim-ıletim ve Dağıtım olarak ikiye bölünmüştür. üretim- ıletim kısmı da geçtiğimiz aylarda üretim, ıletim ve Ticaret Taahhüt olarak 3 parçaya bölünmüştür. üretim'in kapsamında kalan Elektrik üretim santrallerinin satış sürecinde hukuki yollara başvuran Odamız bazı özelleştirmeleri engellemiş olsa da üretim santralinin özelleştirme süreci devam etmektedir ve kısa bir süre içinde satılmaları için “hukuki sorunlar"ın aşılmasına çalışılmaktadır. Elektrik Dağıtım kısmında kalan Türkiye'deki tüm Dağıtım şirketleri de özelleştirme kapsamına alınmıştır. Bir kısmı hukuk engeline takılan Dağıtım şirketlerinin özelleştirme süreci tamamlandığında ıstanbul Aktaş Elektrik'te yaşanan keyfi, hukuk dışı uygulamalar pek çok yerde yaşanacaktır.

Dünya'da Enerji sektöründe deregülasyon uygulamalarının hangi noktalara varabileceği geçtiğimiz yıl ABD – Kaliforniya'da yaşanan Elektrik kriziyle ve Dünyanın en büyük Enerji şirketlerinden Enron'un iflasıyla görülmüştür.

Haberleşme sektöründe de özelleştirme çalışmaları yıllardır devam e
ttirilmektedir. Türk Telekom'un satışı için bir – kaç kez girişimde bulunulmuş, ancak her seferinde özelleştirme ihalesi iptal edilmiştir. özellikle 2001 yılında açıkladığı yüksek kar oranı nedeniyle yerli ve yabancı telekom tekellerinin ilgisini çekmeye devam eden Türk Telekomun özelleştirme macerasına önümüzdeki günlerde hız verilmesi beklenmelidir. Yıllardır GSM şebekelerindeki Ara Bağlantı Anlaşmasının soygun boyutlarındaki haksızlıklarının bile hesabını sormayı ve düzeltmeyi beceremeyen sorumluların kadrolaşma ve mevzi kapma hesaplarına dayalı karşı çıkışlarının elbetteki bu özelleşmeye engel olmak gibi bir amacı bulunmamaktadır.Yurtseverlik kaygılarımızla bu özelleştirmeyi ve işbirlikçilerini de yakından izleme ve engelleme çabalarımız devam edecektir.

Eğitimde onyıllardır süren özelleştirme çalışmaları artık yeni bir boyuta gelmiştir.Eğitim her düzeyde ticarileşirken üniversiteler özel sektöre doğrudan ucuz iş ve beyin gücü sağlamak için kendi bünyelerinde akademik olmaktan çok çeşitli ticari düzenlemeler yapmayı yaygınlaştırmaya başlamışlardır.

Yabancı sermayeyi ülkemize çekmek için kanunlaşan Endüstri Bölgeleri Yasası Yabancı sermayeye sınırsız – sorunsuz kapitülasyon, koşulsuz teslimiyet anlamına gelmektedir. Yasa kapsamında Endüstri Bölgelerinde kurulacak şirketleri ülkemizin ımar, Çevre, Maden gibi yasaları hiçbir sure
tte bağlamayacaktır. Mecliste hiçbir ciddi tartışma süreci bile yaşanmadan kanunlaşan bu yasa, yerli ve yabancı şirketleri her türlü yasal ve Anayasal düzenlemeden, kısıtlamadan, kamusal denetimden muaf tutmaktadır.

Biz başından beri, bilinen nedenlerle, özeleştirmeye karşı çıktık. Bu çerçevede enerji sektöründeki ve Telekom alanındaki özelleştirmelere karşı çıkarken ülkemize yabancı sermaye çekmeye endekslenmiş yanlış politika ve uygulamalar ile ülkemizin geleceğine ne tür tuzaklar kurulmakta olduğuna kamuoyunun dikkatini çekmeye çalıştık. ülkemizin kaynaklarının uluslararası sermayeye peşkeş çekilerek yağmalatılmasıyla ,ülkemizin, yaratılacak katma değerlerle ödemenin mümkün olamayacağı borçlar altına sokularak geleceğinin bugünden ipotek altına sokulmakta olduğunu her fırsa
tta belirttik.özelleştirmenin yerli ve yabancı sermayenin yağması-talanı , emekçi kesimler için işsizlik, yoksulluk, her türlü sosyal güvenceden ve örgütlenme hakkından yoksunluk anlamına geldiği yaşanılanlarla da öğrenilmiştir. Böyle bir yağma ve talanın kaçınılmaz olarak çeteler ve mafyayla iç içe geçmiş; ulusal değerlere ve bağımsızlığa önem vermek yerine, yabancı sermayenin çıkarlarının kollayıcısı bir devlet yapısına ihtiyaç duyduğu bilinmektedir. Bu nedenle özelleştirmeye karşı çıkmak, demokrasiye ve bağımsızlığa sahip çıkmaktır. Bu nedenle EMO özelleştirme karşıtı cephe içerisinde yer almayı ve o cepheyi güçlendirmeyi bir görev bilmektedir.

Meslektaşlarımızın çalışma alanını bilim düşmanı tavırların daraltmasının yanısıra,üretimden kopuk, ranta dayalı bir ekonomi ve küreselleşmeye bağlı krizlerin yara
ttığı ekonomik sıkıntılar da daraltmaktadır.ülkemizde, bu daralmaların yanısıra , yıllardan beri kaynakların yatırım yerine savaşa akıtılıyor olması da meslektaşlarımızı ekonomik olarak sıkıntıya sokmuşken bu kez ABD hegemonyasının Orta Asya ve Orta Doğu'daki jandarmalığına soyunarak ülkemiz bir sıcak savaşa sürüklenilmektedir.Savaşın yaratacağı acı ve üzüntülerin yanında, kendi ekonomik yaşamında –refah düzeyinin gerilemesinde yarattığı sıkıntıları yakından yaşayacağından meslektaşlarımız savaşa karşı çıkmakta ve halkların kardeşliğini güçlendirecek bir barışın gerçekleştirilmesi uğruna mücadele edilmesinin gerekliliğine inanmaktadırlar.

üretimle ilişkisi kopmuş rant ekonomisi ve özelleştirme ekseninde gelişen yağmalama ve talanın ülkemizdeki hukuk düzenini de ortadan kaldırarak bir çete-mafya-derin devlet ,yolsuzluk,demokrasi ve barış karşıtı ,savaştan ve sömürüden yana tam bir çete düzeniyle ayakta durmaya çalışmaktadır. TCK'nın 159 ve 312. maddelerinde yapılan değişikliklerle işte bu düzen koruma altına alınmak istenmektedir.

Bütün bunlar ülkemizde mesleğini hakkıyla-onuru ile yapabilmenin yolunun kaçınılmaz olarak bağımsızlık,demokrasi,laiklik ve anti faşist bir mücadele yolundan geçtiğini göstermektedir. Bu nedenle bir meslek örgütü olan EMO, uluslararası benzerlerinden farklı olarak mesleki çalışmanın altyapısını oluşturacak siyasi belirlemelere karşı da duyarlı olan bir örgüt kimliği ile üyelerini kucaklama yetkinliğinde olmaya zorlanmaktadır.

Yıllardır belirtilen olumsuz koşullar altında kalan, kamuda çalışan meslektaşlarımızın ekonomik ve sosyal durumları sürekli geriletilmiş, onur kırıcı bir düzeye düşürülmüştür. Bunların yanında, sürgün ve kıyımlar onları mağdur etmiş ve etmeye devam etmektedir. Siyasi kadrolaşma,baskı,sindirme ve sürgün politikaları bir çok meslektaşımızın yaşamsal bir sorunu haline gelmektedir. Onları haklarını ve onurlarını koruma mücadelesine zorlamaktadır.

özel sektörde ücretli çalışan meslektaşlarımızın da durumu kamuda çalışanlardan çok farklı değildir. Düşük yaşama standartlarına zorlanmaları, iş güvenliği ve işsizlik problemlerinin de yoğun yaşanmasını getirmektedir.

Belirtilen nedenlerle ücretli meslektaşlarımız açısından grevli-toplu sözleşmeli sendikal örgütlenme hakkı kaçınılmaz bir mücadele konusu olmaktadır.üyelerinin büyük oranda ücretli çalışıyor veya işsiz konumunda olması gerçeğinden hareketle EMO, üyelerinin sendikal örgütlenme haklarını savunmakta, örgütlenmelerini güçlendirmelerine destek vermektedir

Yatırımların durması-iş olmaması nedeniyle SMM üyelerimiz, taahhüt sektöründeki üyelerimiz, imalat sektöründeki üyelerimiz işlerini sürdüremez duruma gelmişler , sürüklendikleri borç batağında evlerini-arabalarını...satarak ayakta durmaya çabalamaktadırlar.

üniversitelerdeki akademik nitelikli üyelerimiz ise onur kırıcı ücret düzeylerinde çalışmaya zorlanır, bilimsel araştırma ve kendilerini geliştirme olanakarı ortadan kaldırılırken piyasanın ticarileşme ilişkilerine dahil olmaya zorlanmaktadırlar. Yeni mezun olan meslektaşlarımız ise iş bulamamaktadırlar.

Kendi insanımıza değer veren çözümler ve yapılanmalar yaratılması, kendi ulusal değerlerimize ve kaynaklarımıza önem veren bağımsız politikalar ve yapılanmaların güçlendirilmesi yerine AB ‘ye girmeye koşullanmış- uluslararası sermayeye entegrasyona dayalı politikaların etkinliği sürdükçe sorunlarımızın çözümlenebilmesi mümkün olamayacaktır.

ülkemizin bütün bu gerçeklikleri, elektrik,elektronik ve bilgisayar mühendisleri yönünden örgütleri olan EMO'nun önemini ve ne kadar güçlendirilmesi gerekliliğini gözler önüne sermektedir. ışte bütün bu gerçeklikler ortasındaki EMO, kendi ilgi alanımızda bilim ve tekniğin insanların güvenlik, refah ve sağlığını artırıcı yönde yaşamına yansıtılmasının düzenleyiciliğini yaparken, üyelerinin ve kamunun çıkarları açısından bütün bu olumsuzluklara karşı durmayı örgütsel sorumluluğunun bir parçası olarak görmektedir.

Yolsuzluk-hortumlama operasyonlarının da bir kısmını açığa çıkardığı gibi, ülkemizde sürdürülmeye çalışılan vurgun ve talan düzeninde, yağmalanan pastadan koparılması hedeflenen her dilimin milyar dolarlar düzeyinde olması, bu yağma ve talanın karşısında bireysel tutarlılıkla karşı durmayı olanaksız kılmaktadır. Dahası bütünüyle IMF, Dünya Bankası, AB'ye endeksli olarak yürütülen programlar ve yönetimler ulusal onurumuzu zedelemekten başka ülkemizin geleceğini de ipotek altına sokacak boyu
tta ulusal bağımsızlığımızı ortadan kaldırıcı tehditler oluşturmaktadır.

Mesleki ve örgütsel sorunlarımıza sahip çıkma yetkinlik ve kararlılığımız, ülke ve üye çıkarlarını gözeten sağlıklı politikaların oluşumuna katkılar koymaktadır. Kendi alanımızdaki sorunlarımıza sahip çıkışımız, demokrasi ve bağımsızlık mücadelesine destek oluşturmakta, ülkemizdeki demokratik gelişmeler ise mesleğimizi yapabilmenin alt yapısında daha sağlıklı gelişmelere güç katmaktadır. Bu nedenle üLKEMıZE, MESLEĞıMıZE, ONURUMUZA SAHıP ÇIKAN-BAĞIMSIZ DEMOKRATıK TüRKıYE VE ıNSANCA YAşAMAYI etkin olarak savunabilen bir Oda örgütlenmesi gerçekleştirilmelidir.

TMMOB VE ODALARA NASIL BAKIYORUZ?

TMMOB ve bağlı olarak EMO, ilgili yasa ile kurulmuş, yasa, tüzük ve yönetmeliklerle yönetilmekte olunan bir kamu kurumudur. EMO'nun kamu kurumu olmasının yanı sıra, hiç bir zaman iktidarların güdümüne girmemiş olması dolayısıyla, özerk/bağımsız bir kurum olma özelliği hep ön planda tutulmuştur. Tüzük ve yönetmeliklerinde belirtildiği gibi kamu yararına çalışma niteliği çerçevesinde, her zaman geniş kitlelerin yararına olan politikaları ön plana çıkarmıştır. Bu yüzden de sıkça merkezi yönetimlerle, çıkar çevreleri ile çelişmek zorunda kalmış ve her zaman muhalefet konumunda olmuştur. Bu kamu kurumu, belirli bir mesleğin üyelerinin, mesleklerinin gereğini ve bu alandaki düzenlemeleri yapmaları için oluşturulmuş bir meslek örgütüdür.

öte yandan yöneticileri her iki yılda bir seçimle belirlenen bir kamu kurumu olduğu ve kendi içerisinde demokrasiyi işletebildiği için demokratik bir örgü
ttür. EMO bugün üye numaraları 30.000'leri aşan yapısıyla gerçek bir kitle örgütüdür. Yani EMO'yu yukarıdaki tanımların birleştirilmesiyle birlikte tanımlarsak EMO'nun belirleyici özellikleri olarak meslek örgütü olma, kitle örgütü olma, demokratik olma, özerk olma ve kamu kurumu olma nitelikleri ön plana çıkmaktadır.

EMO BıR MESLEK öRGüTüDüR üretim sürecinin ve üretici güçlerin gelişimine paralel olarak iş bölümü ve uzmanlaşma gelişmiştir. TMMOB ve bağlı olarak EMO, günümüz koşullarında ülkemizdeki işlevsel elektrik,elektronik ve bilgisayar mühendislerinin uzmanlık alanlarındaki mesleki dayanışma örgütlülüğünü ifade etmektedir. Meslek alanıyla ilgili her çeşit uygulama ve düzenleme EMO önderliğinde ve yönlendiriciliğinde olmalıdır. Bunun için gerekli yönetmelik ve diğer düzenlemelerle mesleğe yönelik her uygulama EMO yönlendiriciliğinde olmalıdır.

EMO meslek örgütü olarak, mesleği geliştirme hedefi ile mesleki etkinlikleri toplum yararına gerçekleştirmekte, bilimi ve teknolojiyi halkın hizmetine sunmayı hedeflemektedir.

EMO, bu amaçla, gerekli belgeleme çalışmalarını; mesleki denetim çalışmalarını; haksız rekabeti önleyici ve meslek etiğini düzenleyici çalışmaları; ilgili mevzuat ve yönetmeliklerin uygulanması-iyileştirilmesi-yeni düzenlenmesi çalışmalarını; ilgili kurum ve kuruluşlar nezdinde meslektaşlarımızın hak ve çıkarlarını temsil etme çalışmalarını; meslektaşların meslek öncesi eğitiminin irdelenmesi ve meslek içi eğitim kurslarının düzenlenmesi çalışmalarını, teknik yayın çalışmalarını yapmaktadır.EMO,böyle bir çalışma sistematiği ile bilim ve teknolojinin insanların yaşamıyla doğru bir şekilde buluşmasını yönlendirmektedir.

Bu mesleki ve örgütsel çalışmalara sahip çıkma yetkinlik ve kararlılığı, ülke ve üye çıkarlarını gözeten sağlıklı politikalar oluşumuna da katkı koyacaktır. EMO'nun kendi mesleki alanındaki sorunlara sahip çıkması demokrasi mücadelesine güç katmakta, ülkemizdeki demokratik gelişmeler de meslektaşlarımızın mesleklerini icra edebilmelerinin alt yapısında daha sağlıklı gelişmelere yol açabilmektedir. EMO, meslek alanındaki çalışmayı böylesi bir bütünlük çerçevesinde yürüten bir mesleki örgü
ttür.

EMO BıR DEMOKRATıK KıTLE öRGüTüDüR

EMO toplumun her kesiminden, değişik sektördeki elektrik, elektronik ve bilgisayar mühendislerini bünyesinde barındırmaktadır. Bu üye yapısı açısından diğer örgütlerden (dernek, siyasi partiler vb.) farklı bir özelliğe sahiptir. Yani homojen bir üye yapısı yoktur. Her gelir grubundan üyeleri olduğu gibi her siyasi düşünceden üyeleri vardır. Homojen olmayan bu yapı, doğal olarak farklı mesleki sosyal ve kültürel unsurları aynı pota içerisinde barındırmak ve tümüne çözüm üretmek gibi bir sorunu da beraberinde getirmektedir.

Her demokratik kuruluşta olduğu gibi, bu sorunlara çözüm üreten veya çözüm üretme iddiassında olan, gruplaşmalar kaçınılmaz olarak EMO ve diğer odalarda da gündeme gelmektedir. Bu tür gruplaşmalar, farklı çözüm programlarını beraberinde getirdiği sürece kurum içinde dinanizmi artırırken, çözüm getirmede yetersiz kalan gruplaşmaların ise karmaşaya yol açacağı ortadadır. Bu açıdan, yönetimlerin oluşturulmasına programlar ölçeğinde bakmak gerekmektedir. Demokratik yarış, ancak farklı çözüm önermeleri olduğunda anlamlı olacaktır. üyelerin ve sektörün sorunlarına çözüm getirmekten uzak gruplaşmalar ancak ve ancak karmaşaya neden olur.

Demokratik kurumların, kendi içlerinde demokrasiyi işleterek kurum içi demokrasiyi geliştirirken; toplumun örgütsüz kesimlerinin de sözcülüğünü yapmak gibi bir sorumlulukları daha vardır. Böylelikle bir yandan örgüt içi demokrasi gelişirken diğer yandan da toplumun demokratikleşmesine katkı sağlanacaktır. Böyle bir etkileşim benzeri durumdaki demokratik kitle örgütleri ve meslek örgütleri ile karşılıklı ilişki ve dayanışmayı da önemli kılmaktadır. Emek Platformu vb oluşumların oluşturulması ve yürütülmesi süreçlerinde EMO'nun yer alışı da buradan kaynaklanmaktadır. EMO öZERK BıR KURUMDUR

Kitle örgütleri dinamik, canlı varlıklardır. Belirli bir işlevi yerine getirmek üzere kurulurlar ve bu işlevlerini sürdürebildikleri sürece yaşarlar. ıçinde bulundukları ortamdan etkilenirler, eğer içinde bulundukları ortamı yönlendirmeye başlamışlar ve referans olma noktasına gelmişlerse bu tür örgütlerin kurumlaştıkları söylenebilir. Ancak kurumsallaşmanın en önemli dayanaklarından birisi de özerkliktir. Kurumların gerçek işlevlerini yerine getirebilmeleri bağımsız olabilmeleriyle doğrudan orantılıdır. Güdümlü ya da başka kurumların yönlendiriciliğinde olan örgütler yaşayamaz, kurumlaşamaz ve üyeleri gözünde saygınlık kazanamaz.

EMO iktidarlardan bağımsız özerk yapısını sürdürebilmelidir. Ancak bu şekilde, topluma ve üyelerine karşı sorumluluğunu yerine getirebilir. Bu noktada da gücünü, kendi alanını belirleme –denetleme yetkinliğinden ; üyeleri - kitleler ile kurduğu organik ilişkilerin derinliğinden ve benzer örgütler ile dayanışmasından almalıdır.

EMO BıR KAMU KURUMUDUR

TMMOB ve bağlı olarak EMO, 7303 sayılı yasa, 66 ve 85 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerle değişik, 6235 sayılı yasa ile kurulan ve Türkiye sınırları içinde meslek ve sanatlarını yürütmeye yasal yetkili elektrik, elektronik ve bilgisayar mühendislerinin üye olduğu bir kurumdur. Kuruluşundan ve tanımlanan görevlerinden dolayı toplumdaki benzer meslek birlikleri ve derneklerden ve diğer sivil toplum örgütlerinden farklı bir yapıya sahiptir. Bu konumu ile EMO salt mesleki etkinlikleri yapmakla kalmayıp topluma karşı sorumluluğu ve kamu haklarını korumak gibi önemli bir görevi de üstlenmiştir. Her hangi bir kamu kurumundan farklı olarak toplum ve kamu yararına yönelik politikalar üretilmesine ve halkın yararına çalışmalar yapılmasına çaba gösterir.

ıLKELERıMıZ VE ıSTEMLERıMıZ:

Bugüne kadar EMO'daki sağlıklı-demokratik işleyişin güvencesi olan bizler, böylesi bir ortamda, hem örgütümüze yararlı olmak hem de ülkemize karşı sorumluluklarımızı yerine getirmek için aşağıdaki ortak istemler ve ilkeler etrafında EMO'yu yönetmeye talibiz:.



Tüm EMO üyelerinin mesleki ve teknik yetkinliğinin geliştirilmesini, mesleki ve özlük haklarının iyileştirilmesini hedefliyoruz.

Mesleki çalışmaları artırmayı ve meslek içi eğitimi geliştirmeyi hedefliyoruz.

EMO'nun örgütsel bütünlüğünü ve özerkliğini korumayı hedefliyoruz.

ülke genelinde her alanda her yerde ön koşulsuz tam demokrasi istiyoruz.

IMF ve DB yaptırımlarını reddediyoruz,

ülkemizdeki tüm vatandaşların, dinsel farklılıklara göre ayrımına ve kamplaştırılmalarına karşıyız. ön koşulsuz düşünce - vicdan ve ifade özgürlüğü istiyoruz.

Atatürk ve Cumhuriyet devrimlerinin kazanımlarına sahip çıkıyor onları geliştirmeyi hedefliyoruz.

ülkemizdeki tüm vatandaşların, etnik farklılığa göre ayrımına ve faşizme karşıyız.Ana dile ve kültürel farklılıklara saygı temelinde halkların barış içinde kardeşçe yaşamasını savunuyoruz,

ülkemizin tam bağımsızlığını istiyoruz ve her türlü sömürgeciliğe karşıyız.

Enerji ve haberleşme sektörleri başta olmak üzere tüm alanlarda, ülke kaynaklarının değerlendirilmesine öncelik veren merkezi planlamayı, kamu çıkarlarını koruyan ulusal politikalar geliştirilmesini savunuyoruz,

Kamu mülkiyetinin korunmasını,kamu kaynaklarının verimli kullanılmasını ve demokratik şeffaf kamu yönetimi istiyoruz. ülke kaynaklarının talanı ve emekçiler için işsizlik-yoksulluk demek olan özelleştirmeye karşıyız.

Nükleer santrallara karşı mücadele yürütmeyi, alternatif enerji kaynaklarının kullanımı konusunda bilimsel, teknolojik ve siyasal girişimlerin gelişimine katkı koymayı hedefliyoruz.

Emek yanlısı politikalar izlemeyi, tüm çalışanların grevli toplu sözleşmeli sendikal örgütlenme hakkını savunuyoruz.

Herkese parasız, çağdaş ve eşit eğitim hakkını savunuyoruz.

üniversitelerin bilimsel özerkliğini savunuyoruz, meslektaşlarımızın yeterli mühendislik eğitimi alabildikleri ortamlarda yetişmelerinin takipçisi olmayı hedefliyoruz.

Herkese parasız eşit sağlık hizmeti ve sosyal güvenlik hakkı istiyoruz.

ülkemizde savaş kışkırtıcılıklarına son verilmesini, halkların kardeşliğinin güçlendirilmesi temelinde yükselen bir barışın gerçekleşmesine destek verilmesini savunuyoruz.

Yolsuzluklara, çetelere ve mafyaya karşıyız. Temiz toplum istiyoruz, hukukun ve bağımsız yargının hakim olduğu bir toplum istiyoruz,

Elektrik,elektronik, bilgisayar alanlarındaki uygulama dallarının bütün çeşitliliğini ve bunların uygulayıcısı olan meslektaşları bünyesinde içselleştirmeyi ilerleterek; mesleki-bilimsel-teknik yetkinliği güçlendirilerek Oda'nın kurumlaşmasını geliştirmeyi hedefliyoruz.

NEDEN “DEMOKRAT MüHENDıSLER" EMO'YU YöNETMELıDıR?

Tarihsel süreç içerisinde üretimin ve üretici güçlerin gelişimi ve teknolojik gelişmeler uzmanlaşmayı ve iş bölümünü ön plana çıkarmıştır. Mühendislik kavramını, "bilimsel ilkelerin doğadaki kaynakların en verimli biçimde yapılara, makinelere, ürünlere, sistemlere ve süreçlere dönüştürülmesi amacıyla uygulamaya konulması sanatı" olarak tanımlarsak kavramın özünü gelişme-yenileşme ve devrimcilik anlayışının oluşturduğu söylenebilir.

Sanayi devriminin ortaya çıkmasının ve bilimsel teknolojik gelişmelerin baş aktörleri (planlayıcı, örgütleyici ve uygulayıcı olarak) mühendislerdir. Teknolojideki hızlı gelişmeler, üretim yönetimi kavramını ön plana çıkarmıştır. üretimin karmaşıklaşması, iş bölümü ve uzmanlaşmanın artırılması, üretkenlik ve verimlik kavramlarının önem kazanması ile üretim olayının daha planlı kavranması gereği ortaya çıkmıştır.

üretimin sorgulanması, değerlendirilmesi, makro düzeyde üretim hedeflerinin ve planlarının irdelenmesini gerektirir. Bugün, modern üretim teorilerinin temel hareket noktası karlılığın artırılmasında odaklaşmaktadır. Oysa üretim sürecinde yer alan diğer unsurların da kollanması ve ürünün kullanıcısının çıkarlarının da gözetilmesi mühendisin sorumluluğunda olmalıdır.

Görüldüğü gibi bilimsel çalışmak, üretkenlik gibi bir takım kavramlar mühendislerin salt kar sürecini düşünmeleri halinde gerçek anlamını yitirebilmektedir.

DEMOKRAT MüHENDıSLER, piyasanın kar dürtülerini Oda'ya taşımaksızın mesleki yetkinliklerini yükseltmeyi ve topluma karşı sorumluluğu ön planda tutmakta olduğunu kanıtlayan bir anlayıştır. Son ondört yılın uygulamaları da bunu doğrulamaktadır.

DEMOKRAT MüHENDıSLER, bu anlayışla yıllardır mesleklerine ve örgütleri EMO'ya sahip çıkmaktadırlar. Bu sahip çıkmayı ise çoğu kez iktidarların siyasi baskılarını ve onların yönlendirdiği ekiplerin saldırılarını göğüsleme pahasına yapmaktadırlar. EMO gibi örgütlerde, demokratik yapısı gereği bir takım tartışmalar olagelmektedir. Zaman zaman bu tartışmalar muhataplarını ve EMO'yu tanımlamayan, yapıcı-gerçekçi olmayan kriterlerle sürdürülen, yıpratıcı boyutlar kazanabiliyor. DEMOKRAT MüHENDıSLER, örgüt bünyesindeki böylesi zaafları giderme kararlılığındadır. Böylesi kısır çekişme görüntüsü, çalışmalara katkı koyabilecek yetkin insanları EMO'dan uzak durmaya itiyor ve doğal olarak da odamızı üstlendiği görevlerini yerine getirmekte yetersiz ve sığ kalmaya mahkum ediyor. ışte DEMOKRAT MüHENDıSLER, sığ ve anlamsız spekülasyonlar yerine mesleğe ve ülkeye hizmet etmeyi ön plana koymaktadırlar.

Bu yüzden DEMOKRAT MüHENDıSLER gelişmeleri ve çalışmaları kendi birikimleri ve yeteneklerinin düzeyi ile sınırlamaksızın; yeteneği, isteği ve zamanı olan herkesin katkısına açık platformlar oluşturmayı odadaki varlıklarının temel gerekçelerinden biri olarak görmektedirler. ışte bunun doğal sonucu olarak, genç-yeni üyelerimizin Oda'ya kazandırılması ve Oda'nın onların dinamizminden yararlanabilmesi sağlanmaktadır. Bunun için bireysel iradeyi değil kolektif yönetimi esas alıyoruz. DEMOKRAT MüHEDıSLER bu açıdan kurumu en iyi yönetecek demokratik anlayışa, bilgi, beceri, deneyim ve programa sahiptir. Yönetmek ve üretmek bir ekip ve program işidir. DEMOKRAT MüHENDıSLER , yıllardan beri böyle bir proğrama ve ekibe sahip olması nedeniyle örgütün ve Genel Kurulun güvenini hak ederek seçimleri kazanmaktadır. Dönem içi çalışmalar da bu güvenin boşa gitmediğinin kanıtını oluşturmaktadır.

EMO'yu yönetecek programa ve kadroya, sınanmışlık verilerine sahip olamayan anlayışlar, doğal olarak kendi çalışma ve çözüm üretme yetkinliklerine dayalı referanslar sunmak yerine bizleri-yapılanları kötüleme, küçümseme ve azımsama yöntemlerine başvurmaktadırlar. Bunlara en iyi yanıt ise önceki dönemlerde örgüt tarafından benimsenen çalışmalarımız ve üyelerimize ulaştırılan 16. Dönem Çalışma Raporu'muz olacaktır. Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatı olmaktadır.

Son yedi genel kurul sonuçları da göstermiştir ki DEMOKRAT MüHENDıSLER'in çalışma anlayışı ve politikası üyelerimiz tarafından da kabul görmektedir. Kabul gören bu anlayış EMO'yu önümüzdeki dönemde daha da geliştirecektir.

17.DöNEMDEKı HEDEFLERıMıZ :

· DEMOKRAT MüHENDıSLER, öncelikle yok edilmeye çalışılan mühendislik kavramını ön plana çıkaracak ve mühendislik onurunu yükselteceklerdir.Mühendislerin mimarların Yapı Denetim süreçlerinde yer almaları ve Uzman mühendislik konularında meslek onuru ile bağdaşan düzenlemeler yapılması yönünde çaba gösterilecektir,
· DEMOKRAT MüHENDıSLER, kurumun saygınlığının korunmasını hedeflemektedir. Topluma bulaştırılmaya çalışılan rant elde etmeye yönelik köşe dönmeci liberal zihniye
tten TMMOB ve Odaların korunması mücadelesi sürdürülecektir.
· Yönetim Kurulu, üyesine değer vermeye, onun sorunlarına duyarlı olmaya, sahip çıkarak çözüm üretmeye öncelik veren bir anlayışla çalışacaktır,
· Çalışma bütçelerinin esas olarak üye aidatlarına dayalı ve onunla uyumlu ölçeklerde olması gözetilecek; aidatlara ilişkin olarak üye ile örgütünü çatışır düzeye getirecek birikmelere yol açmayacak ve üyenin aidatını ödemesini kolaylaştıracak şekilde düzenlemeler yapılacaktır.
· Oda çalışmalarında dar grupçu bir hizmet anlayışı yerine katılımcılığı destekleyen,ortak üretim alanları yaratıcı, başta Danışma Kurulu olmak üzere kurul ve organlarına karşı saygı duyan, onları işlevli kılan, keyfi uygulamalara prim vermeyen, ciddi yönetim tarzı sürdürülecektir.
· örgüt bütünselliğini kapsayan çalışmalar; ilkeli ve ciddi bir yaklaşım içerisinde, tüzük - yönetmelikler çerçevesinde demokratik tartışma süreçleri yaratılarak oluşturulacaktır.
· Dönem içerisinde TMMOB Ankara ıKK Sekreteryasına talip olunacaktır. Sekreteryası EMO'da olsun veya olmasın, TMMOB Ankara ıKK'sının çalışmalarına etkin ve Odalar arasındaki dayanışmayı artırıcı yönde katkı konulması sürdürülecektir.
· EMO'nun örgüt bütünselliğini korumaya ve güçlendirmeye hizmet eden yapıcı ve dayanışmayı artırıcı tavırlar sürdürülecek, Oda'nın performansını yükseltecek ortak etkinliklerde sorumluluk üstlenilecek ve Merkezi Bütçe içerisinde şube'ye düşen mali yükümlülüklere titizlikle uyulacaktır. Oda'nın çalışmalarını aksatmayacak bir harcama planı uygulanacaktır.
· şubemize bağlı temsilcilikler ve işyeri temsilcilikleriyle olan ilişkiler; karşılıklı hoşgörü ve iyi niyet çerçevesinde, ilkeli bir çalışma anlayışı içerisinde sürdürülecek, keyfi uygulamalar ve yaptırımlara yer verilmeyecektir. Ortak çalışma programları oluşturularak, çalışmaların önünü açıcı ve destekleyici bir yaklaşımla birimlerimizin daha aktif işleyişleri sağlanacaktır.
· üyelerimizin yoğun olarak bulunduğu bölgeler ile işyerlerinde yeni temsilcilik ve işyeri temsilcileri oluşumu desteklenecek ve buralardaki meslektaşlarımızın oda çalışmalarına aktif olarak katılımı gerçekleştirilecektir.
· Danışma Kurulu ve onun genişletilmiş hali olan Küçük Kurul ; oda çalışmalarının yönlendirilip odanın çeşitli sorunlarının farklı boyutlarıyla tartışılıp sonuçlandığı, geniş üye katılımına açık olması nedeniyle de çok değişik görüş ve düşüncelerin dile getirildiği kurullar olarak, DEMOKRAT MüHENDıSLER için büyük bir önem ve değer taşımaktadır.Danışma Kurulu, katılımcı demokrasinin göstergesi olarak işlevini sürdürecektir. Kolektif ve birlikte yönetim anlayışı sürdürülecektir. Daha dönemin başından itibaren bu kurullara geçmişte olduğu gibi işlerlik kazandırılacak, dönem boyunca katılımı ve verimi yüksek çalışmalarıyla şube çalışmalarında yön verici etkileri ar
ttırılacaktır.
· Komisyonlar; hedeflenen çalışmalara göre ihtiyaç duyulan konularda, konunun uzmanlarından oluşturulacak ve yönetimin en büyük yardımcısı olacaktır. Komisyon çalışma sonuçları raporlar halinde düzenlenerek odamızın değişik kurullarına sunulacaktır. öncelikle enerji, haberleşme, bilgisayar, ücretli çalışanlar-kamu çalışanları ve işsiz mühendisler- sendikalaşma, özelleştirme, çevre, internet, demokratikleşme, mühendislik ve sertifikasyon, meslek içi eğitim, mühendislik eğitimi, öğrencilerle ilişkiler, SMM, elektrik/elektronik sanayii, enerji tasarrufu ve enerji verimliliği, sosyal etkinlikler konularında komisyonlar ve çalışma grupları oluşturulacaktır.
· Bilgisayar mühendisi meslektaşlarımızın örgütlenmeleri desteklenerek, kendi konumlarını kendilerinin belirlemeleri yönünde yapılan çalışmalara verilen destek sürdürülecektir.Yazılım ve donanım alanında çalışan Bilgisayar mühendislerinin iş yaşamındaki saygınlığının geliştirilmesi ve haklarının korunmasına yönelik çalışmalar geliştirilecektir.
· üniversitelerin Elektrik-Elektronik-Bilgisayar Mühendisliği bölümlerinde eğitim gören mühendis adayı öğrencilere, odayı tanıtıcı çeşitli etkinlikler düzenlenecektir. Bu etkinliklerde TMMOB ve EMO'nun kuruluşundan - bugüne kadar ki çalışma süreçleri hakkında bilgi verilecek, üyelik bilincinin oluşumu sağlanacaktır.
· Avrupa Birliğine girilmesi yönündeki gelişmeler gözetilerek sektörümüz açısından getirmekte olduğu değişiklikler konusunda üyelerimiz bilgilendirilecek, koşulları eşit olmayan rekabetin yol açacağı yıkımlar ile ulusal değerlerimizin ve kaynaklarımızın korunması konularında tavır alınırken standartlaşma, sertifikalandırma ve akreditasyon konularında sağlıklı kurumlaşmaların oluşumuna katkı konulacaktır.
· üniversitelerimizin çağdaş bilim kurumları haline gelmesi ve YöK'ün ortadan kaldırdığı bilimsel özerkliğin ,demokratik üniversite ortamının yeniden yaratılması taleplerine sahip çıkılırken, üniversiteler ve diğer bilim kuruluşlarıyla ortaklaşa çalışmalar geliştirilecektir.
· Sektörümüzü kapsayan alanlarda yaşanan sıkıntı ve sorunlara sahip çıkılarak çözüm yollarının araştırılıp üretileceği çalışmalara ağırlık verilecektir. Ayrıca doğrudan bu sektörler içinde yer alan kuruluşlar ile tüketicilerin katılacağı ortak tartışma platformları düzenlenecektir.
· EMO-üniversite-Araştırma Kurumları (TüBıTAK, KOSGEB, vb.),sanayi işbirliği güçlendirilerek ortak etkinlikler düzenlenecek, meslek içi eğitim çalışmaları, öğrencilere staj yeri bulma ve iş arayan üyelerimize iş bulma çalışmaları bu çerçevede sürdürülecektir.
· üyelerimizin mesleki anlamdaki sorunlarının çözümüne yönelik çabalar hızlandırılacak ve seminer kurs vb. uygulamalara süreklilik kazandırılırken uygulamaya yönelik tüzük ve yönetmeliklerin çağdaş ve ihtiyaca yanıt verir hale getirilmesi yönünde çaba harcanacaktır.
· Elektrik, Elektronik, Bilgisayar Mühendisliği ile ilgili tüm standartlaşma çalışmalarında ve bunların belirlenmesinde ilgili kuruluşlarla ortak çalışmalar yapılacaktır.
· Yurt dışındaki bilimsel ve teknik kuruluşlarla ilişkiye girilecek, varolan ilişkilere yoğunluk kazandırılarak ortak çalışmalar düzenlenecektir.
· Kamuda çalışan üyelerimizin ekonomik, demokratik ve özlük haklarının alınması ve geliştirilmesi doğrultusunda yapılan çalışmalara yönelik olarak hukuksal destek verilecek ve kamuoyu yaratılacaktır. Grevli ve toplu sözleşmeli sendikal örgütlenme hakkı desteklenerek gerekli eğitim ve hukuk desteği sağlanacaktır.
· Serbest çalışan üyelerimizin asgari ücret ve mesleki denetim uygulamaları konularında karşılaştığı sorunları çözmeye yönelik olarak TEAş, TEDAş , Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Bayındırlık ve ıskan Bakanlığı, belediyeler ile ilişkiler güçlendirilecek ve etkin çalışmalar yapılacaktır.
· Can ve mal güvenliği açısından önemiyle bir kamu hizmeti özelliği taşıyan Asansörlerin peryodik kontrolu ile ilgili çalışmalar genişletilerek sürdürülecektir.
· Diğer meslek örgütleri, demokratik kuruluşlar ve yerel yönetimler ile var olan ilişkilerin geliştirilerek güçlendirilmesi doğrultusunda ortak çalışma platformları oluşturulacaktır.
· özelleştirme Karşıtı Cephe içerisinde yer alarak sadece enerji ve haberleşme sektörleri ile sınırlamaksızın tüm özelleştirmelere karşı mücadele edilecektir.
· Emek Platformu vb ortak mücadele oluşumları içerisinde aktif olarak yer alınması ve programlarının zenginleştirilmesi katkıları sürdürülecektir.
· Alternatif enerji kaynaklarının kullanımının yaygınlaşmasına yönelik bilimsel,teknolojik ve siyasal girişimler savunulacak ve desteklenecektir.
· üniversiteler, TüBıTAK ve diğer teknik kuruluşlarla ortaklaşa teknik kongre ve sempozyumlar yapılacaktır. · ıletişim Teknolojileri Sempozyumu'nun örgütümüz bünyesinde sürekliliğinin sağlanmasına yönelik çalışmalar içerisinde yer alınacaktır,
· ılki şubemiz tarafından düzenlenen “Elektrik Elektronik Bilgisayar Mühendislikleri Eğitimi 1. Ulusal Sempozyumu"nun örgütümüz bünyesinde sürekliliğinin sağlanmasına yönelik çalışmalar içerisinde yer alınacaktır,
· MıSEM kapsamındaki eğitim çalışmaları düzenli olarak ve genişletilerek sürdürülecektir,
· Meslek içi eğitim kapsamında üretici kuruluşlarla ortaklaşa düzenlenen etkinlikler sürdürülecektir,
· şubemiz kapsamında üyelerimizin yararlanmasına sunulmuş olan ıNTERNET servis olanakları üyelerimizin daha aktif ve yoğun kullanımlarına uygun olarak özendirilecek ve geliştirilecektir,
· Kütüphanemiz geliştirilecek ve tüm üyelerimizin kullanımına açık tutulacaktır,
· şube Bülteni, şube etkinliklerini, bölgesel haberleri ve üyelerin ürünü yazıları kapsayacak şekilde düzenli olarak çıkarılmaya devam edilecektir.
· Elektrik elektronik ve bilgisayar mühendisliği eğitimi veren üniversitelerde kalıcı öğrenci komisyonları kurulacak ve şubede EMOGENÇ kapsamındaki öğrenci komisyonu çalışmaları için ayrı bir çalışma ortamı sağlanacaktır.

Son Güncelleme ( Cuma, 24 Nisan 2009 10:43 )