| Nükleer Santraller |
|
Hemen hemen soğuk savaş dönemiyle yaşıt ve ülkemizde de kırk yıllık bir geçmişi olan Nükleer Santral tartışmaları yeniden gündemde. Geçmiş tecrübelerden ders çıkaran AKP bu kez işini sağlama bağlamış görünüyor. Gerek yasal düzenlemeler gerekse bürokratik düzenlemelerde nükleer santrallerde sona doğru gelinmiş durumda. AKP her konuda olduğu gibi bu konuda da pervasız ve kamuoyunu dikkate almayan tavrını sürdürüyor.
ışin ilginç olan tarafı geçmiş dönemde Nükleer Karşıtı olan ve Türkiye'yi ayağa kaldıran meslek örgütü, sendika, demokratik kitle örgütü vb'lerinden ise yeterli ses çıkmıyor. Hatta bazı meslek odaları alttan alta nükleer santral savunuculuğu yapıyorlar. Kırkbirinci yılını da dolduran nükleer santral yapma maceramız yeni "yasa ve ölçütlerle" devam ediyor. 1970'lerden beri bu maceraya karşı çıkan EMO'nun, diğer birçok tespit ve karşı çıkışında haklı olduğu gibi yine ortaya çıktı. Ancak ilk kez, bu haklı kaygı ve tespitlerinin en azından TAEK ile olan kısmını destekler bir tarzda yıllarını nükleer santral kurmaya adayan ve bunun için zaman zaman Devlete ve Hükümetlere danışmanlık yapan, TAEK'te ve üniversitelerde görev yapan otuzdört kişilik "Türk Nükleer Enerji Forumu" isimli bir grubun 28 Ocak 2008 tarihinde"deklerasyonu" yayınlandı. Kırkbir yıldır ülkemizde nükleer yapılmasını savunan ve bu konuda "kraldan çok kralcı olan" TAEK ve Yeni Hükümetin, 3-5 sayfalık Nükleer Santrallerin Kurulmasına ve ışletilmesi ile Enerji Satışına ılişkin Kanun" ve "TAEK ıhale ölçütleri" tam da "dağ fare doğurdu" atasözüne bir örnek oluşturdu. Yıllarca nükleer santralı gündeme getirerek, arkasından da ülkemizi termik, doğalgaz, mobil ve kömür santralları ile dolduran hükümetler zincirine, yine benzer bir şekilde nükleer santral yasasının geçici maddelerine son anda koydukları kömür santralı ile bu Hükümet te katılmıştır. İklim değişikliğine çözüm olarak sunulan "nükleer rönesans" tam bir aldatmacadır. Aslında dünyada "yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği devrimi" başlamıştır. Uluslararası Enerji Ajansı raporlarına bakıldığında, dünyadaki toplam enerji payı olarak nükleer azalmakta, yenilenebilir artmaktadır. Tüm dünya ülkeleri giderek fosil ve nükleer kaynaklar yerine rüzgar, güneş, su, jeotermal, biyoyakıt vb. enerji kaynaklarına ve enerji verimliliği-tasarruf konularına ağırlık vermektedir. Enerji üretim teknolojilerinde gerek ilk yatırım maliyeti, gerek işletme maliyeti gerekse ekonomik ömrünü doldurduğunda bertaraf etme maliyeti en ileri teknoloji olan, dışabağımlı, atık sorununu halen çözememiş, altyapısı, mevzuatları hazır olmayan, sabotajlara hedef olabilecek, nükleer silahlanmayı tırmandıran nükleer santrallar yerine, dışa bağımlılığı, enerji arz güvenliği ve fiyat artış riski olmayan, teknoloji transferi yapılabilen ve yan sanayi, istihdam yaratan, karbon vergisi yükümlüğü yaratmayan temiz, yenilenebilir, çevreci, ucuz, bol, yeterli, büyük altyapılar gerektirmeyen, risksiz, sürekli, güvenli enerji kaynakları üzerine enerji politikamızı geliştirmek zorunluluğu vardır. EıEı'ye göre, basitçe, hemen alınacak enerji verimliliği-tasarruf önlemleri ve yatırımlarıyla, ülkemizde hem konutlarda ve endüstride hem ulaşımda kullanılan enerjinin yarısını - üçtebirini tasarruf edebiliriz. Sürekli yeni yatırım yapıldıkça da yine kaybettiğimiz, kaybedeceğimiz bu enerjiyi geri kazanabiliriz. Böylece ilk aşamada yapılacak bu uygulamalarla, kurulması düşünülen üç adet nükleer santral yatırımından ve riskinden kurtulabiliriz. Ayrıca, su, rüzgar, geotermal, güneş, biyoyakıt uygulamalarını da öncelikli olarak devreye sokabilirsek, nükleer enerjiye gerek kalmadan enerji sorunumuzu çözebiliriz. |
Bizden