Devrimci Demokrat Platform

Yenilenebilir Enerji

1970'li yıllarda dünyadaki genel ekonomik göstergelerde olduğu gibi enerjiye olan talepteki artış beklentilerin altında gerçekleşmiştir. 1973'teki petrol krizi ile başlayan süreç elektrik enerjisi üretiminde maliyetleri arttırmıştır. 1973'e kadar petrolün sınırsız ve ucuz olacağı gibi görünmez bir kural piyasaya hakimdi ve ancak durumun öyle olmadığı petrol krizi ile ortaya çıktı ve bu durum sanayi üretim sektörünü zorlamıştır. Daha sonra petrol fiyatlarının düşmesine karşın petrole dayalı elektrik enerjisi üretimi riskli olarak kabul edildi ve petrole dayalı elektrik üretiminden bir kaçış yaşandı.

1973 Petrol krizinin ikinci önemli etkisi ise; güneş, rüzgar, jeotermal gibi yeni elektrik üretme biçimlerinin gündeme gelmesidir. Bu konudaki AR-GE faaliyetleri artmış ve pilot uygulamalar gündeme gelmiştir. Her üretimde olduğu gibi elektrik üretiminde de şu veya bu şekilde çevreye zarar verilir. Elektrik enerjisinde üretimin olabildiğince çevreci olması fikri ortaya çıkmıştır. O yıllarda başlayan AR-GE faaliyetleri ve pilot uygulamalar bugün büyük ölçekli üretimlere dönüşmüştür.

Geçtiğimiz yıllar içinde Dünya gündemine damgasını vuran en önemli sorun "küresel ısınma" meselesi olmuştur. Dünya çapındaki fosil yakıtlara dayalı enerji kullanım miktarında yaşanan büyük artış ve atmosfere salınan gazların etkisiyle dünya yüzeyi ısınmakta ve mevsimsel değişiklikler yaşanmaktadır. Kapitalizmin üretim biçiminin yarattığı çevresel tahribatın belki de en ölümcüllerinden biri olarak karşımıza çıkacak olan Küresel Isınma, daha şimdiden dünya üzerindeki kullanılabilir tatlı su kaynaklarını ciddi biçimde azaltmaya başlamıştır.

Bölgesel iklim değişikleri ve özellikle de sıcaklık artışı dünyanın biyolojik zenginliğini tehdit ettiği gibi, insanların yaşamlarını da tehdit etmektedir. Yaşanan iklim değişiklikleri besin üretimi, içme suyu kaynakları ve sürdürülebilir kalkınma için zararlı sonuçlar doğurmaya başlamıştır. Deniz seviyesinin yükselmesi, aşırı doğa olayları ve çölleşme, özellikle yoksul ülkelerde yaşayan milyonlarca insan için büyük bir tehlike oluşturmaktadır.

Yeni ve yenilebilir enerji nedir?

Yenilenebilir Enerji  güneşin yerkürenin etrafında dolaşarak her saniye sırasıyla farklı bir yüzeyi ısıtması ile oluşan doğal enerji kaynaklarıdır. Her gün kendini yenileyen bu kaynaklar ise kollanılmadıkları zaman boşa akmakta ve yabana gitmektedirler.

Atmosferin etrafını bir battaniye gibi saran sera gazlarının (Karbon dioksit ve diğer gazlar) günesin atmosferin içine aktardığı ısının bir kısmını  sera gazları moleküllerinin sayısıyla orantılı olarak, atmosferin içinde tutması sonucu, atmosferin dışında  ortalama sıcaklık -60 derece iken, atmosferin içinde ortalama 16 derece sıcaklıkta bir yasam ortamı oluşmasına neden olurlar.

Güneşin ışınlarından yararlanarak yeryüzünde  düz toplayıcılar ile sıcak su üretimi, yoğunlaştırıcı/toplayıcılar ile proses ısısı, fotovoltaik güneş gözeleri ile elektrik ve mimari teknikler kullanılarak konutların tüm enerji gereksinimlerinin karşılanması olanaklı hale gelmiştir. Güneşin buharlaştırdığı su moleküllerinin bulutlar halinde güçlenerek yağışa dönüşmesi ve  yerçekimi etkisiyle denizlere akarsular halinde koşması hidrolik yenilenebilir enerji potansiyelini oluşturmaktadır.

Güneşin yeryüzünün farklı yüzeylerini farklı hızlarda ısıtıp soğutması, sıcak yüzeylerde hava tabakalarını yükseltmekte ve bu yüzeylerden yükselen havanın yerini soğuk bölgelerden gelen hava almakta ve bu nedenle hareketlenen havanın kinetik enerjisi rüzgar enerjisini oluşturmaktadır. Güneşin ışınlarının ulaştığı topraklarda su ve  fotosentez yardımı ile bitkiler ve ağaçlar büyümekte ve yeşil alanlarda güneş enerjisi yardımıyla biyokütle enerjisi depolanmakta ve insanlar bu depolanmış enerjiyi gıda veya enerji kaynağı olarak değerlendirmektedirler.

özellikle deprem bölgesi olan Türkiye gibi ülkelerde  yer yeraltında bulunan jeotermal suların ısısının da sıcak su, proses ısısı ve elektrik üretiminde kullanımı mümkündür. Yeni enerji tanımı ise bize göre nükleer ve fosil yakıtları meşrulaştırmaya çalışan bir anlayışın ürünüdür.

ülkemizin yenilenebilir enerji potansiyeli nedir?

ülkemizde 78.000 MW  (ülkemiz kurulu gücünün yaklaşık iki katı) rüzgar güç santralleri  kurulması olanaklıdır. Fotovoltaik gözeler ve güneş toplayıcıları kullanılarak beş milyon konutumuzun tüm enerjisi (ısıl enerji ve elektrik) karşılanabilir. Deprem Bölgesi olan ülkemizde en az beş milyon konutun jeotermal enerji ile ısıtılması olanaklıdır.

ülkemizin hidrolik potansiyelinin kimi kaynaklara göre 125 Milyar kWh kimi kaynaklara göre 180 Milyar kWh olduğu bilinmektedir. Yeni geliştirilen teknolojilere göre artık küçük akarsulardan ve göllerden bile yararlanılması düşünüldüğünde bu potansiyelin daha fazla olduğu bir gerçekliktir.

Küresel ısınma açısından yenilenebilir enerjinin önemi nedir?

Kömür, doğal gaz ve petrol  kullanan fosil yakıt santralleri ve kazanları   atmosfere saldıkları sera gazları ile atmosferin çevresini saran battaniyeyi kalınlaştırmakta ve atmosferde insanların, hayvanların ve bitkilerin alışık olduğu koşulların değişmesine neden olmaktadır. Nükleer santraller yakıt zenginleştirme ve imalatı sırasında tüm ömrü boyunca ürettiği enerjinin en az iki katını tükettiğinden ve bu enerjinin termik santrallerden üretilmesi nedeniyle küresel ısınmaya katkıda bulunmaktadır.

Enerjinin etkin kullanımı, eğer mevcut en yeni teknolojiler kullanılarak gerçekleştiriliyorsa, küresel ısınmanın önlenmesinde önemli çözümler sağlamaktadır. Yenilenebilir enerji kaynakları ve ilgili teknolojilerin kullanımı ise küresel ısınmanın önlenmesi ve BM kararlarının gereğinin (sera gazı salınımlarının düşürülmesi taahhüdü) yapılmasına da olanak sağlayacaktır.