Devrimci Demokrat Platform

TEOMAN ÖZTÜRK'ün TMMOB ÖRGÜTLÜLÜĞÜNE KATTIKLARI
Cuma, 10 Temmuz 2009 12:51

Teoman Öztürk 11 Temmuz 1994'de aramızdan ayrıldığında daha henüz 54 yaşındaydı. Bugün O'nun o yaşını iki yıl fazlasıyla sollamış birisi olarak onu gıpta ile anıyorum: Kısacık ömrüne ne çok güzellik sığdırmış.

Mesleğinde becerikli iyi bir mimar olmayı, bugün sevgili meslektaşlarımız olarak aramızda bulunan iki güzel çocuk yetiştirmeyi, devrimci demokrat yurtsever mühendis ve mimarların ortaklaştırılan çabasıyla güçlenen mücadele örgütü TMMOB'nin efsane lideri-başkanı olmayı, faşizme ve emperyalizme karşı sürdürülen mücadelede demokrasi güçlerinin birlikte davranabilmelerinin güven kaynağı olmayı, 12 Eylül Sıkıyönetim Mahkemelerinde yargılanmayı, Ankara Merkez Ulucanlar Cezaevi ve Metris mahpusluklarını, “bir adem oğlu” ve aile reisi olarak hayata yeniden tutunma mücadelesini... nice dostlukları sığdırmıştı yaşamına. Paylaşılmaz bir sevgi odağıydı.

O'nu yitirişimizin ardından, önceleri odası olarak Mimarlar Odası anma etkinlikleri yapıyordu. Bu durumun, diğer Odalar ve sevenleri açısından O'nun sadece Mimarlar Odası'na maledilemeyeceği, daraltılamayacağı yönünde bir burukluğa yol açtığını gözlemiştik. Bu nedenle 1998 yılından itibaren Teoman Öztürk anmalarını, TMMOB ortak platformlarındaki bir ortak anma şekline dönüştürmüştük. Bu, aynı zamanda, Odalarımız arasındaki ortak çalışma platformlarının çoğaltılmasına da bir katkı sunmaktaydı. Nitekim o yıldan bu yana Teoman Öztürk anmaları, ortaklaşılarak TMMOB ortak düzlemlerinde gerçekleştirile gelmektedir.Bu arada Teoman Öztürk sevgisinin paylaşılmazlığının bir başka boyutu ile de yüz yüze gelmiştik. Bu kez Emekçi halkın emperyalizme ve faşizme karşı yürütülen mücadelesindeki katkısını bilen omuzdaşlık eden devrimci demokrat yurtseverler ve demokratik kitle örgütleri O'nun TMMOB ile sınırlandırılmasını içlerine sindiremiyorlardı. Bu nedenle Teoman Öztürk anmalarının bu kesimleri de kapsayacak şekilde düzenlenmesi gözetilmektedir.

Bu gerçeğin tanığı olmama karşın; bu yazımı Teoman Öztürk'ün TMMOB örgütlülüğüne kattıklarına değinmekle sınırlı tutuyorum. Teoman abime olan sevgimin büyüklüğünün beni objektif değerlendirmelerden uzaklaştırabileceğini göz önünde tutarak, yazımda, daha çok o dönemi paylaşanların tanıklıklarına başvurmayı tercih ettim.

1973-1980 arası 7 yıl TMMOB'nin başkanlığını yaptı.Kelimenin tam anlamıyla Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği'nin mühendis ve mimarların birlikte-ortaklaşa mücadelesinin örgütü olma kimliğini kazanmasında çok büyük katkısı vardır.

12 Mart darbe ortamının dağınıklığının da etkisiyle, o aşamada genel kurulunu bile yapamayan, o aşamadaki onaltı odasından ancak altısını çalışmalarına katabilen, değil mücadele etmeyi “mücadele” sözcüğünü bile kullanmaya çekinen güçsüz-dağınık bir TMMOB'yi devir alır 1973 yılında. 1968 devrimci hareketi içinde yetişmiş olan, Türkiye'deki toplumsal ve siyasal mücadele içinde yetişmiş olan mühendis ve mimarlar giderek Odalarda etkin olmaya başlıyorlardı. 1973 yılı Nisanında o dönemki mücadele arkadaşlarıyla birlikte “Yüreğimizdeki insan sevgisini ve yurtseverliği, baskı ve zulüm yöntemlerinin söküp atamayacağının bilinci içinde ,bilimi ve tekniği, emperyalizmin ve sömürgenlerin değil, emekçi halkımızın hizmetine sunmak için her çabayı güçlendirerek sürdürme yolunda inançlı ve kararlıyız” diyerek yola koyulmuşlardı. Bugün bizlerin gururla sahip çıktığı ve güçlendirerek geleceğe taşıma gayreti içerisinde olduğumuz devrimci TMMOB kimliği ve geleneği bu yola çıkıştan doğmuş ve gelişmiştir.

O günlerde şu temel saptamalar da yapılarak TMMOB bir devrimci proğram etrafında toparlanmaya çalışılmaktaydı: “Mühendis ve mimarların sorunları ülke sorunlarından ayrılamaz bir bütündür ve bu sorunlar bağımlı ve demokrasiyi genişletememiş bir siyasal ekonomik yapıdan kaynaklanmaktadır.”

Döneme tanıklık etmiş bir abimiz (1) o dönemin dağınıklığına değinirken “Ancak Teoman toparlayabilirdi” diyor. Bir başka abimiz (2) ise “ İşte Teoman mühendis ve mimar kesiminde bu devrimci mücadeleyi, bu devrimci proğramı uygulayacak olan lider kadronun lideriydi. Böyle bir lider gerekiyordu ve bunu Teoman başarıyla üstlendi” değerlendirmesini yapıyor.

TMMOB'nin 24 Mayıs 1980 tarihindeki 25. Genel Kurul'unda örgüte veda niteliğindeki konuşmasını yaparken bir bakıma görev yaptığı 7 yılın envanterini çıkarıyor Teoman Öztürk:

O günden bugüne tam 7 yıl geçti.

Yıllardır savunduğumuz ve mutlaka geliştirilmesi gerekli olan ortak bina ve basımevi,işyeri temsilcilikleri,merkezi yayın organı olan Birlik Haberleri, ilki 13 Mart 1976'da başlayan faşist baskı ve saldırıları protesto miting ve yürüyüşleri, ekonomik- demokratik haklar ve grevli-toplu sözleşmeli sendikal haklar mücadelemiz, emperyalizmin ve yerli ortaklarının sömürü ,yağma ve talanına karşı uzmanlık alanlarımızda sürdürdüğümüz çalışmalar, 29 haziran ve 19 Eylül direnişleriyle dopdolu 7 yıl.

Ve bunları gerçekleştirirken önümüze çıkan engelleri aşmak için sürdürülen mücadele ile dolu 7 yıl.

Kıyımlarla, baskılarla, saldırılarla, bombalı kurşunlu saldırılara karşı mücadeleyle dopdolu geçen bir 7 yıl.

Bugün 24 Mayıs 1980. Emekçi halkımızın, bizlerden kendi alanımızda yerine getirilmesi oldukça zor görevleri beklediği bu dönemde ...yıllarca süren çetin mücadelelerle, yönetimlerde sürekliliği sağlayan devrimci,demokrat, yurtsever yönetici kadroları; örgütüne güvenen inanmış bilinçli ve kararlı onbinlerce mühendis ve mimarıyla, Türkiye'de emekçi halk kitleleri içinde adından güven ve sevgiyle bahsedilen TMMOB var artık.”

Bizler 1988-1990 yıllarından itibaren, örgütün ve kadrolarının üzerinden 12 Eylülün tahribatı geçtikten sonra ciddi şekilde hırpalanmış bu TMMOB'yi sahiplenerek bugünlere getirme çabalarına ortak olmuştuk. Bu amaçla devrimci demokrat platformlar vs oluşturmuştuk. Kendi hayatında da Ankara (Ulucanlar) Merkez Kapalı Cezaevi, Metris Askeri Cezaevi, Sıkıyönetim Mahkemelerinde yargılanma, doğru düzgün iş bulamama, ailesiyle birlikte büyük mağduriyetlere katlanma olumsuzluklarını göğüsleme durumundaki Teoman Öztürk ile işte bu çalışmalar ortamında buluşmuştuk. Göğüslemek durumunda kaldığı ağır bedellere rağmen sitemsiz ve tüm mütevaziliği ile o süreçte yer aldı. Bizlere yönlendirici katkılarda bulundu, tek başına yanıbaşımızda duruşu ile bile toparlanmanın doğru adresini belirtmekte etkili oldu.

Onun kişisel özellikleri de TMMOB'deki birlikte ve ortaklaşa yürüyüşün örülmesinde çok önemli bir etkendi. Bazı tanıklıklardan yaptığımız aktarmalar anlamlı olacaktır:

O son derece alçak gönüllüydü. Hiç öyle bir hedefi ve hırsı olmadığı halde onu liderliğe taşıyan süreç daha Mimarlar Odası saflarında çalışmaya başlarken bile sahip olduğu anlayıştan kaynaklanıyordu: “ Bende etkin olan tek düşünce bizden önce görev yapan devrimci arkadaşların toplumsal çıkarları kişisel çıkarlardan önde tutan mücadele bayraklarını yere düşürmemek ve onların mücadelesini geliştirerek sürdürmek ve bir gün bu görevi daha iyi yapacak kadrolara devretmekti.“

Bir tanığımız (3) şöyle diyor: “Teoman, görüşünde, kavgasında, yürüyüşünde çok netti,dimdikti,çok berraktı,kafası karışık değildi; kavgasına kararlı geldi,ama yürüyüşü de güzeldi,düzenliydi”.

Bir başka tanığın (4) söyledikleri de hiç yabancımız değil: “O güzel insan hem devrimciydi, hem de önderliği herkese gurur veren bir insandı.Bu gururu yaşatmak için eğilmemek, gerekirse kırılmak, ama asla eğilmemek ve bayrağı yere düşürmemek gibi bir ilkeyi sonuna kadar götürme kararlılığını sürdüren bir ağabeydi, bir önderdi.”

Bir diğer tanığın (5) söyledikleri de anlam katıyor :”O, siyasallaşmanın doruklara çıktığı bir dönemde ademoğlu kalmayı becerdi ve bu kimliğinden ödün vermedi. O insanı insana,daha önemlisi insanı kendine yabancılaştıran her türlü kimlikten uzak durmaya özen gösterdi,kibirlenmedi,her zaman alçak gönüllü oldu.”

Başka bir tanıklık (6) da önemli saptamalarda bulunuyor :”Teoman örgütü çalıştırdı, liderlik bir proğramın gerçekleşmesi için gerekli olan araçları ortaya koymasını bilen ve bu araçları uyum içinde çalıştıran insandı,Teoman bunu yaptı.” Ve devam ediyor aynı tanık :”Dar meslek anlayışının egemen olduğu Odaları devrimci proğramıyla bir noktaya getirdi, ama daha sonra karşısına çıkan ve hepimizin karşısına çıkan bu sefer siyasi çatışmalar konusunda da yine ortak zemini yakalamasını bildi. O zemin bilime ve teknolojiye dayalı çalışmalardı. Kendi sözünü anımsatmakta yarar var “bilimi ve tekniği emperyalizmin ve sömürgenlerin değil, halkın çıkarlarına sunma” meselesi...Evet bunu yaptığı için de Teoman kendisine karşı olan Odaları dahi kararlara ortak etmesini, eylemlere ortak etmesini bildi”

Bir başka tanık (7) O'nun yönetim tarzına ilişkin ilginç saptamalarda bulunuyor:” Teoman insan psikolojisini son derece iyi bilen bir insandı,insanı motive etmeyi üyenin ve yöneticilerin moral değerlerini yükseltmeyi bilen bir insandı. Teoman bir konuda karar alınmasını istediği veya bir karara ihtiyaç duyduğu zaman konuyu son derece net ortaya koyar,gerekçelerini iyi anlatır,sağlıklı bir tartışma ortamı yaratarak sonuca ulaşırdı. Yönetimde prestijini ortaya koymaya,yada baskı yapmaya gerek duyduğunu görmedim. ... Hiç bir zaman da kendi inançlarından taviz vermedi,hiç bir zaman denge politikası uygulamadı,bildiklerini doğrudan söyleyerek,ikna ederek, tartışarak, kimseyi kırmadan demokratik yöntemleri yerleştirdi, TMMOB'yi gerçek anlamıyla etkin bir örgüt haline getirdi.” Devamla aktardığı şu gözlemi de çok önemli :”Teoman öyle bir orkestra şefiydi ki, şef için ayrılan yerde durmaz,enstrümanlar içerisinden yönetirdi orkestrayı.Zaten Teoman'ın ayrıcalığı buydu; olayların içerisindeydi, yönlendiriciydi, ama kendini ayrıcalıklı, özel görmezdi.”

Bir başka tanığımız (8) da mühendis mimar üye potansiyelinin ülkedeki devrimci potansiyelle rezonansını sağlayan kitle çizgisinin oluşturulması konusundaki çok önemli saptamalarını bizimle paylaşıyor: “ Teoman'ın başardığı iş şudur:..bir çelişkiyi bir devrimci potansiyele dönüştürme işi...onu günlük hayatta birebir yaşamak,her bildiride,her eylemde,her üyenin geldiğinde birebir onunla konuşarak bunu inşa etmek bence Teoman'ın başardığı en zorlu işti.” “...özellikle en yakın halkayı Teoman çok iyi kavramıştı... bütün örgütü değil, bütün yöneticileri değil,onunla arasındaki bir kademeyi bu işe sokmanın önemini çok iyi kavramıştı.Şeffaf yönetim ve o halkayla çok sıkı temasın önemini çok iyi kavramıştı.... TMMOB'nin kapsayıcılığı meselesine verdiği önem çok önemlidir.Yani bir konuda ne kadar çok Odayı işin içine çekebilirse o kadar önemli olduğu ve bunun pratiği çok önemlidir ve bir duygu, birlikte yapabiliriz duygusu ve mutlaka bir yerde uzlaşırız duygusunu Teoman hepimize hakim olması için çok sabırlı bir çaba göstermiştir.”

Bir başka tanığımız (9) ise saptamalarını bizlerle şöyle paylaşıyor: “Öztürk; düzgün fiziği, etkileyici ses tonu,gülen gözleriyle insanları etkilerdi.İyi bir hatipti.Çok açık ve net olan düşüncelerini kısa sürede ortaya koyardı. Kendi için bir şey beklemezdi, hep başkalarını düşünürdü ve öyle davranırdı.İçimizden biri olan Teoman Öztürk her şeyi ile mücadele içindeydi, onun varlığı işlerin sağlıklı yürümesini sağlayan önemli bir faktördü.”... “Öztürk, meslek adamları mesleğini bilmeli derdi, mesleği ülkenin ve halkın çıkarları doğrultusunda kullanabilmek için, mesleki bilginin önemli olduğuna inanırdı, bilmeden yapılmaz derdi.”

Farklı siyasi yönelimler içerisindeki devrimci demokrat yurtsever mühendis ve mimarları yönlendirme gücü konusundaki kendi saptamamı da paylaşmak istiyorum: Yaşanılan dönem gereği yurt ölçeğinde emekçi halkın emperyalizme, faşizme karşı mücadelesi, toplumsal muhalefet yükselmektedir ve devrimci demokrat yurtsever unsurlar bu mücadelede farklı siyasi örgütsel bağlantılar içerisinde yer almaktadırlar. Doğal olarak TMMOB'ye de yansıyan bu farklı tavır alışların TMMOB'ye güç katan zenginlikler olarak ortak bir yürüyüşe-mücadeleye dönüştürülmesinde Teoman Öztürk'ün varlığı çok önemli bir rol oynamış ve herkesi ortak görevler ve sorumluluklar üstlenme konusunda toparlayıcı olmuştur. “Emekçi halkın sorunlarının ve dolayısıyla sorunlarımızın kaynağı emperyalizm ve faşizmdir. Bu saptama doğrudur. Ancak kendi sorumsuzluklarımıza da gözlerimizi kapamamak gerekir. Dar hesaplarla, kısır çekişmelerle heder edilen güç ve kaynaklarla ağır aksak sürdürülen mücadeledeki güç ve yetersizliği her kişi ve kesim doğru düşünmek ve değerlendirmek zorundadır.” ... “Hayatın her alanında ve doğal olarak da öncelikle de kendi alanımızda örgütlü,tutarlı, küçük burjuva hastalıklarından arınmış bir mücadele sürdürmek zorundayız.”(10) “Artık ne kıyımlar, saldırılar, baskılar ne de bombalı silahlı faşist girişimler bu mücadeleyi engelleyemeyecek, geriye götüremeyecektir. Kendi içinde çıkması muhtemel kısır tartışmalar ve tıkanıklıklar mücadeleyi bir süre yavaşlatsa bile mutlaka aşılacaktır. Şimdi görev önümüzdeki daha zor geçeceği görülen dönemlerde de TMMOB'yi daha güçlü kılmaktır. Şimdi görev geçmişten bugüne gelen mücadelemizi güçlendirmek ve bu yolda geliştirmektir. En az sosyalist olduğu kadar mesleğini bilen ve onu halkının hizmetine götüren mühendis ve mimarların yetişmesine çaba harcamaktır.”(11) Tanıkların belirttiği siyasi düşüncelerindeki netliğe, tutarlılığa ve duruşundaki kararlılığına karşın siyasi gruplardan birisine aidiyetini gösterir belirteçler oluşturmaktan uzak durmaya özen göstermesi, toparlayıcılıktaki etkinliğini artırıyordu. Bir siyasi aidiyetin kendisini sınırlamasına - daraltmasına müsaade etmeyişi, farklı gruplardaki devrimci demokrat yurtseverlerin onun yönlendiriciliğini kabullenmelerini kolaylaştırıcı olmaktaydı.

O bir örgüt adamıydı, örgütüne ve çalışma arkadaşlarına “kararlı olmayı,mücadeleci olmayı, özverili olmayı, alçak gönüllü olmayı öğretmişti” (12). Birlik,ortaklaşma, paylaşma ve dayanışmanın kültürünü yerleştirmeye çalışmıştı. Büyük Oda-küçük Oda, zengin Oda- fakir Oda ayırımını geçersiz kılmak üzere olanakların ortak kullanılması, ortak mekanlar yaratılması, ortak yayın araçlarının gerçekleştirilmesi gibi ortam ve araçlara işlerlik kazandırılmasını bunun için önemsiyordu. Kızı sevgili Elif'in çocukluğuna dair anlattığı “kırmızı bisiklet” hikayesi bu açıdan çok öğreticidir: çocuklarına aldığı kırmızı bisikleti arkadaşlarıyla eşit düzeyde ve ortaklaşa kullanmaya yönlendirmiştir. O aşamada bisikletini başkalarıyla paylaşmak durumunda kalışına bir anlam veremeyen Elif yıllar sonra konuyu şöyle değerlendirmektedir :” O bisiklet biz ve arkadaşlarımız için sevgiydi, dostluktu, paylaşımdı, dayanışmaydı.”

Bir başka tanığın (13) bu açıdan söyledikleri daha da anlam kazandırıyor: “...herkesi herkesle dost yaparak, herkesi herkesle yardımlaşmaya, herkesin herkese bir şeyler vermesini ve bir şeyleri paylaşmaya öğretmeye zorlardı, kaçamazdınız ondan, o sorumluluktan kaçamazdınız,bu sorumluluğu insanın içine aşılardı.”

O'nunla pek çok güçlüğü birlikte göğüslemiş tanıklardan birisinin (14) saptamalarıyla konuyu toparlamak doğru olacak sanıyorum: “Hayatın her alanında eğer bir zorluka karşılaşmışsanız, evinizde,işyerinizde mücadelenizde Teoman Öztürk sizin hemen yanıbaşınızda olurdu ya da olmasını isterdiniz, özlerdiniz.Güzel insandı o,O'nun gülüşünde,tebessümünde,sesinde en sevdiğiniz her kimse onu bulurdunuz. O sevdiğiniz bazen babanız olurdu,bazen kardeşiniz ve bazen sizin için yorulmuş dostlukların en güzeli ve kalanıydı ve onu bulurdunuz.”

Yitirdiğimizden bu yana onu özlemle anıyoruz. O'nu anmak ister istemez bir kişisel güzellemeye ve övgüye dönüşüyor. Oysa esas olarak onun özellik ve güzelliklerine meslek örgütü ve mücadele örgütü olarak TMMOB'nin örgütlülüğüne etkileri- kattıkları açısından değiniliyor. TMMOB örgütlülüğünün her biriminde, her etkinliğinde ondan izler bulunmaktadır. Bu nedenle Teoman Öztürk anmasını, TMMOB örgütlenmesinin irdeleneceği, geliştirileceği ortak etkinlikler dizisi olarak gerçekleştirmek yararlı olacaktır.

DİPNOTLAR :

(1) İhsan KARABABA,

(2) Kaya GÜVENÇ,

(3) Yavuz ÖNEN,

(4) Bülent TANIK,

(5) Yalçın ÇİLİNGİR,

(6) Kaya GÜVENÇ,

(7) İhsan KARABABA,

(8) Murat GÜLTEKİNGİL,

(9) Haydar İLKER,

(10) 24.Genel Kurul, 19 Mayıs 1979,

(11) 25.Genel Kurul, 24Mayıs 1980,

(12) Oğuz TÜRKYILMAZ,

(13) Şükran SONER,

(14) Akın BİRDAL

Haşim AYDINCAK

Son Güncelleme ( Salı, 21 Temmuz 2009 13:01 )