| YETKİN MÜHENDİSLİK |
| Çarşamba, 06 Mayıs 2009 00:00 | |
|
Yetkin mühendislik yönetmeliği TMMOB birimlerince uzunca bir süredir sıkça tartışılmaktadır. Bu tartışmanın bir tarafı bu uygulamanın Avrupa Birliği (AB) ve Hizmet Ticareti Genel Anlaşması (GATS) süreçlerinin bir devamı olduğu ve bu ilişkilerin sömürgeleştirici doğası gereği halktan ve emekten yana bir TMMOB’nin bu tip bir uygulamaya karşı çıkması gerektiğini savunmaktadır. Tartışmanın diğer tarafı ise yetkin mühendislik uygulamasının bu süreçlerle bir ilişkisi olmadığını, uygulamanın asıl amacının yıllardır ülkenin ihtiyacı olan bir meslek standardı getirmek olduğunu ve doğal olarak TMMOB’nin de bu standardın belirleyicisi kurum olması gerektiğini savunmaktadır. İki tarafın düşüncelerini üzerine oturttukları köşe noktaları ve uygulamanın olası sonuçları değerlendirilince, yetkin mühendislik konusunun bir süredir TMMOB içerisinde görmeye başladığımız/alıştığımız örgüt içi yarılmayı keskinleştirdiği ve yetkin mühendisliği savunan etkin yönetim anlayışı ile TMMOB’nin tarihsel misyonundan sapmaya başladığını iddia eden ve bu uygulamayı örnek olarak veren örgüt içi muhalefet arasındaki uçurumu derinleştirdiği ve bir nevi turnusol kağıdı vazifesi gördüğü gözlenmektedir. Bu sebeple bu konunun derinlemesine incelenmesi elzemdir. TMMOB içerisinde bu konu ile ilgili olarak EMO çeşitli illerde paneller organize etmekte ve bu panellerde yetkin mühendisliği tüm tarafları ile tartışmaktadır. Devrimci Demokrat Platformun (DDP) da dâhil olduğu EMO içerisindeki bazı gruplar birlikte davranarak yetkin mühendisliğe karşı genel kurultay kararını çıkartmayı başarmıştır. EMO ile birlikte JMO gibi bazı başka odalar da yetkin mühendisliğe karşı muhalefet etmektedir. Yetkin mühendisliğe karşı bir başka grup olan Mühendislikte, Mimarlıkta ve Planlamada +İvme dergisi’nin 2006 Haziran ayında çıkan sayısı bu konuyu bütün açıları ile ele almakta, dergi çalışanları bu konunun örgüt içerisinde tartışılması amacı ile birçok ilde paneller ve söyleşiler düzenlemektedir. Bu çabalara karşın yetkin mühendislik uygulamaları İMO ve uzman mühendislik adı ile MMO tarafından uygulanmaya çalışılmakta ve yönetmelikler hazırlanmaktadır. Bu odalarda yetkin mühendislik konusunda muhalif tavır geliştiren gruplara ise müsamaha gösterilmemekte, yani konunun tartışılmaya açılması engellenmektedir. Bu iki tarafın dışında bir de bulundukları odanın duruşuna bağlı olarak farklı odalarda farklı hareket edebilecek ‘esneklikte’ gruplar vardır. Bu gruplar nesnel ölçütler verilemeyeceğinden ötürü taraf olarak kabul edilemediğinden bu yazıda ihmal edilmektedir. GATS ve AB Süreçleri 1995 yılında kabul edilen ve resmi gazetede yayınlanarak 2005 yılında yürürlüğe giren GATS, mühendislik, mimarlık ve şehir planlama mesleklerinin de dâhil olduğu hizmetlerin uluslararası alanda ulusal engeller ortadan kaldırılarak serbest rekabete açılmasını sağlamaktadır. Birçok ülke bu konuda, kendi pazarını korumak adına değişik kısıtlamalar getirirken Türkiye hiçbir alanda kısıtlama getirmeden GATS kapsamındaki toplam 155 hizmet sektöründen 72’sine izin vererek %46lık oranla, ulusal hizmet sektörünü en fazla serbest rekabete açan ülke konumuna gelmiştir. GATS kurallarına göre, yerli mühendislere sağlanan her türlü hak ve avantaj yabancılara da sağlanacaktır. Buna ek olarak ülkede özel kısıtlayıcı kural ya da standartlar oluşturulamayacaktır. Bu süreçle ilgili olarak Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) tarafından hazırlanmış olan raporda “Mevcut koşullar dâhilinde mühendislik-mimarlık hizmetleri alanında AB ile olası bir serbestleşme halinde, M-M’lerin karşılaşacağı rekabet edebilme sorunu dikkate alındığında, sektörün büyük oranda dışarıdan gelecek olan hizmetlere ve hizmet sunuculara yardımcı hizmet sunmak konumuna itilebileceği ve mevcut istihdam sorununu giderek artacağı düşünülmektedir.” denilmektedir. AB Direktifleri (89/48/EEC) ile AB ülkeleri’nde mesleki yeterliliklerin karşılıklı tanınması amacıyla atılacak adımlar, GATS kuralları gereği tüm DTÖ üyesi ülkeler için geçerli olacaktır. Yani sonuç olarak bu iki süreç hizmetlerin ulusal engeller ortadan kaldırılarak dolaşımı ve bu hizmetlerin standart haline getirilmesini gerektirmektedir. Bu süreçlerin temel olarak amacı güçlü sermaye grubu ile rekabet gücü olmayan bizimki gibi az gelişmiş/gelişmekte olan ülkelerin pazarlarını rekabete açmak ve sonucunda DPT’nin yerinde tespiti uyarınca mevcut hizmetlerimizi yardımcı hizmet konumuna itmektir. Oluşturulan mesleki standart ise olası ulusal engellere takılmayı engellemek içindir. Yetkin mühendislik uygulamasını savunan ve bu uygulamanın AB ve GATS gibi süreçlerden bağımsız olduğunu savunan TMMOB üyeleri uygulamayı şu şekilde tanımlamaktadır: Yetkin mühendisliğin amacı tüm ülkede kişiler ve kamu yararı ile etik ilkelerine uygun, bilimsel gerekler ve çağdaş tekniklere dayalı, üstün nitelikli ve güvenilir mühendislik hizmetlerinin sunulmasını ve bu hizmetlerle ilgili yanlış uygulamaların önlenmesini sağlamaktır. Bu amaçla önerilen uygulama, mühendislik eğitimini tamamlamış bir öğrencinin mühendis olarak iş yaşamında çalışması için yeterli olmadığından hareketle mezuniyet sonrası bağlı bulunduğu mühendislik odası tarafından belirlenen sürelerde yetkin bir mühendisin yanında stajyer eğitimi aldıktan sonra, yetkin mühendislik sınavına girerek yetkinlik ( çalışabilir ) belgesi almasıdır. Sonuç olarak önerilen yaklaşım bir standartlaşmadır. Bu standart yeni mezun mühendislerin imza yetkilerinin elinden alınmasına, yanında stajerlik yapacağı yetkin bir mühendise tabii kılınmasına ve stajer olmasından kaynaklı olarak gelirinin düşmesine sebep olmaktadır. AB ve GATS süreçleri TMMOB’nin de savunduğu gibi az gelişmiş/gelişmekte olan ülkeleri sömürgeleştirici politikalar geliştirmiştir. Bu noktadan bakılınca mühendislerinin imza yetkisini elinden alan ve stajerlik adı altında onları daha da köleleştiren bir yönetmelik ancak ve ancak AB ve GATS süreçleri ile uyumlu olabilir. Çünkü hizmetleri ucuzlatmak emperyalist/kapitalist tekellerin savunageldiği bir uygulamadır. AB ile uyum gereği olarak ve ülkemizin düzeyi düşmüş mühendisliğinin yeniden mühendislik öğretme biçiminde sunulan yetkin ya da uzman mühendislik aslında ulusal teknik gücün yabancılar lehine tasfiye edilmesidir. Yetkin Mühendislik ile İlgili Yanlış Bilinenler Yetkin mühendisliği savunan TMMOB üyeleri Dünya’nın her yerinde yetkin mühendislik uygulamasının olduğunu söylemektedirler. +İvme dergisinin konu ile ilgili yaptığı araştırmalar göstermektedir ki içlerinde Almanya, Avusturalya, Hollanda, İspanya, İsviçre, Belçika, Finlandiya, İtalya gibi mühendislik alanında oldukça gelişmiş ülkelerde yetkin mühendislik uygulaması gibi bir uygulama bulunmamaktadır. Bu ülkelerde üniversite eğitimi yetkinlik için yeterli sayılmaktadır. Bu ülkelerin ortak özelliği eğitim modelinin Kıta Avrupa modeli olmasıdır. İçlerinde Kanada, ABD ve İngiltere’nin de bulunduğu Anglosakson eğitim anlayışında ise ‘Professional Engineer’ veya ‘Chartered Engineer’ isimleri ile bir yetkinlik tanımlanmaktadır. Zaten mevcut İMO yetkin mühendislik yönetmeliği de ABD’deki ‘Professional Engineer’ yönetmeliğinin Türkçeleştirilmiş halidir. Mevcut iktidarların herhangi bir hak gaspı konusunda ABD’yi emsal göstermesi, ancak insan hakları, gelir ve refah düzeyleri konusunda nedense bu örneği vermekten çekinmesi anlaşılır bir durumdur. Ancak yetkin mühendislik konusunda TMMOB’nin bazı odalarının Dünyanın her yerinde yetkin mühendislik uygulaması vardır diyerek ABD’yi göstermesi, buna karşın mühendisler için bu ülkelerdeki yaşam standartlarının yakalanması konusunda bu kadar istekli olmaması anlaşılır değildir. Yetkin mühendisliğin savunulmasının bir diğer nedeni ülkemiz üniversitelerinde verilen mühendislik eğitimlerinin arasında kalite açısından fark olmasıdır. Yetkin mühendislik uygulaması ile bu farkın kapatılarak mühendisler belli bir standarda yükseltilecektir. Bu farkın sebebi TMMOB değil, özellikle 1980 darbesinden sonra rant oluşturmak ve işsizliği azaltmak amacı ile eğitim seviyesini düşürmeyi göze alarak her ilde bir çok üniversite kurulmasını sağlayan mevcut iktidarlar olmuştur. Aynı iktidarların kamu kurumlarını kasten çalıştırılmayarak özelleştirilmesinin önünü açmaları ile üniversite eğitim seviyesini düşürerek yetkinleştirmenin önünün açılması arasında mantık olarak bir fark yoktur. Bu problem üniversitelerin problemidir ve mühendisler arasındaki bu farkın giderilmesi için üzerinde barkı yapılması gereken yeni mezun mühendisler değil üniversitelerin kendisidir. Yetkin mühendisliği savunanlar bu uygulamanın meslek içi eğitim uygulaması olduğunu belirtmektedir. Meslek içi eğitimi zaten TMMOB sağlamalıdır. Ancak buradaki problem meslek içi eğitim değildir. Hatta mühendislerin yetkinleşmesi herkesçe savunulması gereken doğru bir yaklaşımdır. Sorun bu yetkinliğin bir belgeye çevrilmesi ve bu belgenin verilmesinin de uzun vadede bir ranta çevrilecek olmasıdır. Yani üniversite diplomasını sınırlayıcı bir uygulama vardır ve bu noktada yetkin mühendislik yönetmeliği TMMOB’nin kendi üyelerinin imza yetkilerini elinden almaktadır. Yetkin mühendislik uygulaması yetkin olan mühendislerin gönüllülük temelinde bir katalogda toplanması ve işverenler mühendis alacaklarında bu katalogdan faydalanması olarak da tanımlanmaktadır. Bu noktada şu soruları sormak gerekir: TMMOB neden işveren için bir katalog oluşturma uğraşındadır? TMMOB işverenleri ne zamandan beri bu kadar düşünmektedir? Bu katalog gönüllülükle olsa da bir pazar manipülasyonu değil midir? Yetkin mühendislik 21 yaşında yeni mezun bir mühendisin koskoca bir gökdeleni dikmesi veya bir nükleer santral kurmasını engelleyerek TMMOB’nin can ve mal kaybına karşı aldığı bir önlem olarak da sunulmaktadır. Gerçekte böyle bir durum yoktur. Hiçbir şirket veya kamu kuruluşu yeni mezun bir insana böylesi ağır sorumlulukları tek başına yüklememektedir. Ötesinde TMMOB zaten üyesini bilgisine veya aldığı sertifikalara göre değil yaptığı işe göre değerlendirmelidir. Sonuç Yetkin mühendislik konusu odalar bünyesinde yaklaşık olarak 10 yıldır tartışılmaktadır. Bu konunun tarafları arasındaki en temel fark uygulamayı mühendislik hizmetinin ucuz iş gücüne çevrilmesinin bir adımı olarak görenler ile bu farkı göremeyen veya daha da kötüsü mühendisleri yetkin olabilmek için odasına muhtaç bırakanlar arasındaki farktır. Bu iki tavır örgüt içerisinde yarılma yaratmakta ve iki farklı kesim oluşturmaktadır. Bu noktada DDP, yetkin mühendisliğe karşı çıkmanın emekten ve halktan yana bir TMMOB’yi savunmak ile aynı olduğu bilincindedir. Çünkü DDP, 1954’ün liberal TMMOB’sini değil 1970’lerin devrimci-demokrat TMMOB’sini savunmaktadır. Ozan DOĞAN |
|
| Son Güncelleme ( Cuma, 19 Haziran 2009 12:38 ) |
Bizden